Sabırlı okuyucuyu ödüllendiren bir kitap diyebilim. Bazı bölümlerde kitabı sayfalarca elimden düşüremedim, bazı sayfalarda ise hiç akmadı, günlerce hatta haftalarca birkaç sayfa okudum sadece. Tarihsel arkaplanın anlatıyı biraz ağırlaştırdığını söyleyebilirim. Hikayeyi ve hikayenin bize verilişini beğendim. Katman katman işlenmiş. Taprobane tasvirlerine bu kadar gerek var mıydı diye düşünmedim değil ama okumayı bitirdikten sonra hikayenin bu şekilde katmanlı işlenişinin yerinde olduğunu düşünüyorum. Bu kitabı biraz Jules Verne'nin tarzına benzettim. Teknik detaylara girmesi bana Verne'nin kitaplarını anımsattı. Kitaptan böyle lezzet almamda çevirenin de payı vardır. Teşekkür ederiz.
Gece yarısı okuduğum kitabı bitirdikten sonra kitaplığımda Jack London'un "Oyun" adlı kitabına gözüm takıldı. Bir başlayayım yarın devam ederim diye düşünürken okuyup bitirdim. Yazarı çok beğeniyorum ama bu kitap için ayrıca çevirmeni de tebrik etmek gerekir diye düşünüyorum. Çevirmenin notlarını da ilgiyle okudum. Başka çevirdiği eserlere de özellikle göz atacağım.
Bu kitapla beraber aslında tüm seri hakkında genel olarak görüşlerimi belirtmek istiyorum. İlk kitabı okudum, hikayeyi beğendim ve devam etmek istedim; ancak yazarın diline pek ısınamadığımı farkettim. İkinci kitap Karanlık Orman'ın başlangıcı benim için zorlayıcıydı. İsimler çok karışık geldi sürekli dönüp tekrardan isimlere aşina olmaya çalışıyordum ve uzun süre hikayenin içine giremedim. Sanırım 150-200 sayfa sonra ancak devamlılığını sağlayabildim. Sonuncu kitap Ölümün Sonu ise bence serinin en güzel kitabı. Son 150 sayfası ise hayal kırıklığıydı.
Hikayeyi genel itibariyle beğendim ancak hâlâ kitaplarla ilgili beğenmediğim kısmı çözmeye çalışıyorum. Yazarın diline aşina olmamamdan kaynaklanıyor olabilir - bazı kısımları aşırı gereksiz uzattığını düşünüyorum- ya da Çin edebiyatından ilk okuduğum kitap olduğu için de olabilir.
Fizik mezunu biri olarak hikayenin beni içine aldığını ama son haliyle beraber çok da memnun etmediğini söyleyebilirim. Şu anlık yazarın başka kitabını okumayı düşünmüyorum.
Bir kadının sıradan bir mahalle içinde yeni açtığı bir kitabevi. Buraya gelen insanların hayatlarından bazı kesitler. Hemen hemen hepsinin ortak noktası yaşadıkları hayatlarıyla yaşamak istedikleri hayatlarının farklı olması. Hikaye bunun üzerine kurulu. Kitabı bitirmeye yaklaşırken aklımda olan düşünce şuydu: Bu kitabın bu kadar satılmasının sebebi ne? Benim için farklı ya da lezzetli diyebileceğim bir kitap mıydı? Hayır ama kendini okuttu ve bitirdiğimde pişman olmadım, bazı cümlelerin altını da çizdim. Yazarın başka kitabını okumak ister miyim? Belki. Vakit varsa okunabilir ama okunması gereken kitaplar listesinin en başına koymazdım.
Yazarın okuduğum ilk kitabı.
Alışık olduğum tarzın dışında. Her şey hem çok hızlı oluyor hem çok yavaş. Bir önceki cümlede savaşan adam, hemen bir sonraki cümlede evinde gözlerini açıyor. Aynı zamanda kitabın başında ne olduysa sonunda da devam ediyor. Hem kısa hem uzun bir öykü.
Kitap, yazarın tarzını tanıma isteğini uyandırdı. Sonraki kitapta görüşmek üzere Ursula.