Avrupa Birligi'nin yapisindaki catlaklari gormustuk, bunlar milliyetcilige dogru kismi cekilmelere yol aciyor. Ortadogu'daki fark ise Araplarin ulus devlet kavramina daha az bagli ve bireysel ozgurluk hakkindaki fikirleri tam olarak icsellestirmemis olmalari; bu sebeple, hukumet kurumlari bozuldugunda pek cok kisi ulus devletin oncul kavramlarina sariliyor: din, etnisite ve kabile.
Sunniler, Sialar, asiretler ve etnisiteler fiziksel ve psikolojik duvarlarin gerisine cekiliyor; ulus devletler zayiflarken, dinleri onlara ozsaygi, kimlik ve kesinlik sunuyor. Bu temel uzerine, bir Islamci, sosyalizmin, milliyetciligin ve hatta usul devletin kendisinin bir kanser olduguna ve carenin Islam olduguna dair bir dunya gorusu kurabilir. Kendi etraflarina ideolojik bariyerler kuruyorlar, bunlar oyle yuksek ki hic kimse otesini goremiyor. Boylece dar zihinlere hapsolduklarindan, bazilari "digerlerini" yalnizca diz cokturulmesi ya da oldurulmesi gereken "dinsiz", "kafir", "inancsiz", "safevi" olarak goruyor. Bir kez duvar oruldu mu geri donmek cok zor.
Buna getirilen aciklamalardan biri de yoksulluk ve zayif egitim. Iki etmen de gormezden gelinemez; ote yandan bunlara cok fazla onem atfediliyor, bu da yoksulluktan kurtulur ve egitim seviyesini yukselturseniz, Islamci ideolojiyi yok edeceginiz inancini artiriyor. Bu aciklama her yil orgutlerine katilmak amaciyla universite mezunlarinin, ozellikle de muhendislik diplomalilarin yanlarina akin ettigi, cok sayidaki yuksek egitimli cihatciyi hesaba katmiyor. En vahsi ideolojinin bolgenin en zengin ulkesinden tomurcuklandigini da aciklamiyor: Suudi Arabistan. Suphesiz, daha iyi yasam standartlari ve kaliteli sekuler egitim cozumun bir parcasi; ancak ironik bir sekilde burada da en basarili modern toplumlarda insa edilmis bir baska duvara