umit bulut

umit bulut

, bir kitabı yarım bıraktı
Ahmet Mithat Efendi
7.3/10 · 28,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sanirim dolu dolu yasamak deyince bircogumuzun anladigi, daha dogrusu yanlis anladigi, hayatimizi adeta bir yeni, cilgin, ilginc deneyimler panayirina cevirmek. Eger hayatimda ne kadar farkli sey denersem, gidip bilmem nerede yilan kani icip, baska bilmem nerede ipte yuruyup, sonraki bayram tatilinde de bes kaplanin kafasini seversem, o kadar dolu dolu yasamis olurum. Gibi geliyor. Ama degil. Eminim ki sosyal medyada gormussunuzdur; birinin profilinde bir yerlerde "32 countries visited" yazar. Belki etrafinizda yapanlar da vardir; dokuz gunluk bayram tatili mi, birbirine rahat gecilecek bes ulke secip dokuz gunde skor yapmak. Ellerinden gelse her gun bir ulke gorecekler. Hepsi ne icin? Profilindeki veya zihnindeki o sayiyi yukseltmek icin. Ne anladi? Gittigi o ulke uzerine ne ogrendi? Kac kisiyle konustu? Kac muzesini, kafesini, kitapcisini, kasabasini, koyunu gordu? Sifir. H&M'ler ve Zara'larla bezeli ana caddesinde bir asagi bir yukari yurumek, gorduklerini daha once gordugu bir seylere benzetmek(Aa burasi da ayni Izmir!) ve sonra hop bir sonraki "deneyime." Baska bir ornek, haftalik programini cesitli aktivitelerle dolduranlar mesela; Pazartesi gunu tango, Sali gunu edebiyat okuma grubu, Carsamba gunu Yoga, Persembe gunu tiyatro grubu, Cuma caca, Cumartesi rumba, Pazar gunu gitar dersleri. Sorsaniz "Aa ne ilginc, nasil basladin tiyatroya?", "Yoga ile dans birbirlerini destekliyorlardir, degil mi?", "Aa en sevdigin edebi akim ne? Neye gore seciyorsunuz kitaplarinizi?" cevap yok. Tika basa dolsurulan hayatlardan geriye gercek bir kendilik, gercek bir deneyim kaliyor mu emin degilim. Ancak herhangi bir seyi gercekten deneyimlemek istiyorsak, ona kendimizi adamamiz, ona kendimizi birakmamiz, ona tamamen bulanmamiz, batmamiz gerekiyor. Varoluscularin dolu dolu
İnsan
Cehennem otekidir
Jean-Paul Sartre kurdugumuz baglara ve baglanmalarimiza dair cok kiskirtici bir iddia ortaya koyar; "cehennem otekidir". Sartre'nin burada ne kastettigine girmeden evvel ne kastetmedigini netlestirmek daha faydali olacaktir. "Cehennem otekidir" derken insanlarin guvenilmezligine, hep kazik atmalarina, adiligine vurgu yapilmamaktadir. Otekine olan derin, ruhsal ihtiyacimiz, tabiri caizse bagimliligimiz otekini tam olarak bizim icin cehennem kilar. Insan munferit olamaz. Kendimizi dagbaslarinda inzivalara kapatsak bile oteki hep bizimledir; anilarimizda, duygularimizdadir. Baglarimiz olmadan kendimiz olamayiz.
Psikoloji
Martin Buber iki tip iliskilenmeden bahseder. Ben-Sen tipi iliskiler kurdugumuzda otekine bagimsiz bir birey, ozne muamelesi yapariz. Otekini kendi gundemimize gore sekillendirmeden duymaya, anlamaya calisiriz. Keza benzer sekilde ben de kendimi mumkun mertebe en net sekilde ortaya koymaya calisirim. Ben-Sen tipi iliskinin puf noktasi taraflarin kendilerini net bir sekilde acik etmeleri ve birbirlerini anlamaya calismalaridir. Bunun sonucunda her zaman hemfikir olmayabiliriz, ama ikimiz de kendi ozgur insanligimizdan bir sey kaybetmeden yan yana durmayi basarmis oluruz. Oysa ben-o tipi iliskilerde ise otekini nesnelestiririm. Onu sadece bir ihtiyacim dogrultusunda kullanmaya calisirim. Otekinin sadece bir ozelligiyle ilgilenirim; geri kalani veya butunu, isime yaramayan kisimlarinin bir onemi yoktur. Ancak otekine nesne muamelesi yaparken kendimi de trajik bir sekilde nesnelestirmis olurum. Ornegin bir insan hayal edin. Diyelim ki bu kisi esinin veya sevgilisinin bazi arkadaslariyla gorusmemesini talep etmektedir. En buyuk kavgalarini bunun uzerine vermektedirler. Bu senaryoda kisi, otekine bir nesne muamelesi yapmis olur; onun tek bir yonunu onemser, o kisilerle gorusup gorusmemesi. Bunu yaparken kendini de onun nesnesi kilmis olur; mutlulugu otekinin isteklerini yerine getirip getirmemesine bagimli hale gelir. Bag, yavas yavas bagimliliga donusur. Oysaki Ben-Sen tipi bir iliskide taraflar birbirlerine ne yapmaya calistiklarini anlatmaya ve birbirlerini duymaya calisirlar. Bunun sonucunda yine de anlastiklari bir noktaya varamayabilirler. Ama en azindan kendilerine birbirlerini sekillendirmek ve manipule etmek disinda bir alan bulabilirler.
İnsan
Sik sik "Icine atma dert olur" gibi laflar edip duruyoruz. Kliselerde ciddi bir gerceklik payi vardir demistim sanirim daha once. Icimizde kalan her sey, bunlar duygular, arzular, hayaller veya hevesler olabilir, bir noktada gunes ve su gormeyem bitkiler gibi solmaya mahkumdur. Mutsuzsaniz bunu kendinize saklamayin, icinizde tutmaya calismayin. Paylasin, anlatin, dinleyin otekinin dediklerini. Sadece icinizde tutmayin, disarida bir gerceklige donusturun. Sadece iliskilerden korktugunuz icin kendinizi yalnizliga mahkum etmeyin. Sadece yalnizliktan korktugunuz icin de kendinizi istemediginiz iliskilerin icine kitlemeyin. Iceride doganlari disarida yesertin. Icerisi ile disarisi bulustugunda canlilik bas gosterir. Bunun icin de hem yalnizligimiza hem de iliskiselligimize sahip cikmamiz gerekir.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Psikoloji