umit bulut

Varoluscu acidan bos yapmak
Uzun zamandir alisveris yaptigim bir marketle bir sorun yasadim ve sikayetimi dile getirerek bunun olmamasi gerektigini ifade ettim. En nihayetinde marketinizle ne kadar buyuk bir sorun yasayabilirsiniz ki, degil mi? Gelin gorun ki sonraki bir ay boyunca marketin sahibi beni her gordugunde ne kadar degerli oldugumu, beni ne kadar sevdigini sayiklayip durdu. Sayiklama dememin sebebi, soylediklerinin gercekten baglamdan kopuk ve bana anlamsiz gelmesiydi. Benzer ornerkleri gecen sene evde tadilat yaptirirken de yasamistim. Tadilatta sayisiz sorun yasadiktan ve bitis tarihi sayisiz kere ertelendikten sonra bir gun ustabasina dondum ve de "Usta, gercekci olalim, ne zaman biter?" diye soruverdim. Bekledigim cevap elbette zaman birimindeydi; iki gun, haftaya, iki hafta sonra... Bitmez bu abi, sen vazgec bu isten bile olabilirdi. Aldigim cevap ise bana bir saat gibi gelen bir dakika boyunca cikan sorunlar listesiydi. Bana gore laga luga. Cunku sordugum soruya net bir cevap alamadim. Laga luga etmek veya bos konusmakla ilgili en trajik durum, bos konustugunu sandigimiz kisinin gercekten bos konusmamasidir. Aslinda bos konusmalarimizin altinda da bir mesaj vardir. Bos konustugumuzda bile karsimizdakine bir seyler anlatmaya calisiriz. Ama her ne anlatmaya calisiyorsak, vermek istedigimiz mesaja sahip cikamadigimiz icin agzimizdan sadece laga luga dokulur. Market ornegine donecek olursam, belki de dukkanin sahibi bana "abi kusura bakma, mazur gor" demek istedi. Belki benim cikismama sinirlendi, "abi hatasiz kul olmaz, sen de buyutme" demek istedi. Bilmiyorum. Belki gercekten ne hissettigimi, deneyimledigimi bilmiyorum. Belki deneyimimin ne kadarini acmak istedigimden emin degilim. Belki kendimi acarsam, vermek istedigim mesaji verirsem iliskimizin basina bir sey gelmesinden
Hayat ve İnsan
Reklam
...Kendimi dunyanin adaletsizligine veya insanlarin birbirine ettigi kotuluklere inanilmaz derecede hiddetlenirken buluyorum ya da travmasinin ustesinden gelmeye calisan kisilerin deneyimlerine saygisizlik etmekten cekiniyorum. Hiddetim sadece sahte bir dunya yaratiyor; onlar kotu, biz iyiyiz, Allah kahretsin onlari! Hayat hic bu kadar basit, bu kadar siyah-beyaz degil. ...Kayip, derin baglar kurdugumuz birinin veya bir seyin hayatimizdan kayip gitmesidir. Yas ise geride kalan bosluga yavas yavas sahip cikma ve onu kendimize ait kilma cabasidir. Travma ise kendimiz icin kurdugumuz hayatin cok ani bir olayla yikilmasi; varolusumuzda o anda hizlica toparlayabilecegimizden cok ote bir yirtigin acilmasidir. Kisacasi travma kendilikte, deneyimde, hayatimizda, varolusumuzda derin bir yirtik demektir. Varoluscu bakis acisina gore insan hayati trajiktir. Karl Jaspers'a gore hepimiz olmek, aci cekmek, sucluluk yasamak, savasmak zorundayiz ve sansa tabiyiz. Varolusculuk, buyuk bir travmamiz olmasa da yasarken mutemadiyen ufak yirtilmalar yasadigimizi bizlere hatirlatir; yasadigimiz zorluklar, hayal kirikliklari, yedigimiz kaziklar veya ugradigimiz haksizliklar. Ve tabii ki bunda hicbir sorun yok. Sporda kaslarin nasil gelistigini bilir misiniz? Ve hatta vucudu gelistirmekle sakatlanmak arasinda cok ince bir cizgi oldugunu? Aslinda kaslarin gelismesi demek onlari "sik sik" travmatize etmek, yani kucuk, onarilabilir yirtiklar acmak demektir. Gelisim diye kastettigimiz ise bu yirtiklarin iyilesmesiyle kaslarin daha guclu ve dayanikli hale gelmesidir. Ancak abartirsaniz veya basiniza bir is gelirse(kaza gibi) vucudunuzun onaramayagi kadar buyuk bir yirtik meydana gelir ve sakatlanmis olursunuz. Bu, ruhsal anlamda da gecerlidir. Hayatin trajik yanlari ile ruhsal anlamda guclenmek
Psikoloji
Cevaplari uzebilir
Ailemizin, toplumun, arkadaslarimizin, meslegimizin ve benzeri insan ve insan topluluklarinin bize yukledikleri, surekli olarak uzerimizde bir talep ve baski olusturur. Isin daha trajik yani, bu taleplerle ve baskiyla yasamaya o kadar alismisiz ki, artik bunlari bir baski unsuru olarak bile hissetmez hale geliriz. Hatta bunlar sanki kendi istegimizmis gibi yasamaya baslariz. Donup hayatinizda irili ufakli kararlara bir bakin. Hatta oturup verdiginiz son on kararin bir listesini yapin. Hangileri sizin arzunuz? Hangileri baskalarinin sizden talebi? Otekilerin talepleri bizi kendimizden yabancilastirir.
Sayfa 144·Kitabı okudu
İnsan ve Toplum
...Gelelim basari meselesine. Basarinin tanimi cok zor. Varoluscu bir acidan bakacak olursak, basarinin standartlari olmamakla beraber, kendinizi butun ve akista hissettiginiz, anlam buldugunuz ve kendinizi adadiginiz herhangi bir yer basarili oldugunuz bir zamana isaret eder. Dis standartlara gore basarimizi degerlendirmek bizi hem sahte ve soyut bir mezuraya gore kendimizi yargilamaya hem de hic dinmeyen bir memnuniyetsizlige surukleyecektir. Cunku her zaman sizden daha iyi, daha guzel, daha yakisikli, daha cok para kazanan, daha cok ulke gormus, daha guzel diplomalari olan, daha guzel evi, arabasi, esi, cocuklari olan insanlar olacak. Size gore. Yoksa aslinda boyle bir karsilastirma, siralama ve yaris gercekten yok. Onemli olan siz hangi alanda, nasil bir hayatta kendinizi var etmek istiyorsunuz? Insan olarak bize dusen, kendimizi adayabilecegimiz ve anlam bulabilecegimiz yerlerde var etmek. O yerleri bulmak. O yerleri aramaya cesaret etmek. Bize gosterilenin otesine bakabilmek. Bunlari yapiyorum, mutlulugu, anlami ariyorum, ama hala hayatimda anlam bulamiyorum diyebilirsiniz. Bu noktada da basariya giden yoldaki en onemli sirri sizinle paylasmak isterim, azmetmemiz gerektigi kadar, elimizden geldigince hayatimizi istedigimiz yonlere dogru sekillendirmek, ama gucumuzun bir yere kadar yettigini bilip, kendi sinirliliklarimiza sahip cikip, sabirla ektigimiz tohumlarin sonuclarini beklemek. Yani azmettigimiz kadar akisina da birakabilmek.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Psikoloji
Sevdim seni varolusculuk
...Bu noktada sorabilecegimiz soru neden eksigiz, neden mukemmel degiliz, neden tam degiliz olabilir. Nasil tam oldugumuzu dusunebiliriz ki! Yaptigimiz secimlerin sonuclarini bilmiyoruz. Hayatimiz uzerindeki kontrolumuz oldukca sinirli. Bize tekinsiz ve belirsiz gelen bir dunyada yasiyoruz. Dunya bir yana, kendimizi bile tam anlamiyla kesfedecek kadar uzun omrumuz olmuyor. Butun bunlari arka arkaya siraladiktan sonra, "bir kasmayalim ya" diyesim geldi, ne yalan soyleyeyim. Sanirim eksikligimizi en iyi sekilde tarif eden filozof Soren Kierkegaard'dir. Kierkegaard insanin eksikligini Tanri'nin butunlugu uzerinden tanimlar. Tanri tum evreni kapsayan bir butun ise, insan sadece onun bir parcasidir ve Tanri'ya nazaran hep eksik kalacaktir. Buradaki puf noktasi, eksikligimizle karsilasmak, onu kabullenmek ve bununla yasamayi ogrenmektir. Mukemmellik deyince isin icine ister istemez dis standartlar ve soz konusu halin baskalarina nasil gorundugu de girer. Ancak dis standartlara ve bir durumun baskalarina nasil gorundugune ne kadar odaklanarak yasarsak, mukemmeli arayisimiz bir o kadar kendimizden yabancilasmaya donusur. Bu anlamda kendimizden yabancilastiran mukemmeliyet arayisi cok sinsidir. "Yeterince iyi" demek, "bu bana iyi geliyor" deyip olanla kalabilmek, "ben halimden memnunum" deyip daha otesini zorlamamak uzerimizden cok fazla yuk kaldiracaktir. Kierkegaard'a donecek olursak, mukemmeli aramak veya mukemmel oldugumuzu iddia etmek, bir sekilde kendi insanligimizi inkar etmek demektir. Bunu yapmak icin cesitli sebeplerimiz tabii ki olabilir. Mukemmeli arayarak veya buldugumuzu zannederek kendimizi guvende hissedebiliriz; bu her ne kadar gecici ve sahte guven hissi olsa da. Bu noktada kendimize sormamiz gereken, neden kendimizi mukemmel olmak gibi boylesine buyuk bir
Sayfa 149·Kitabı okudu
Psikoloji
Reklam