...Çünkü boş vakit ve güvenlik herkesçe eşit paylaşıldığında, yoksulluğun serseme çevirdiği geniş kitleler okuryazar olacak, kendi başına düşünmeyi öğrenecek, o zaman da hiçbir işe yaramadığını sonunda farkettiği ayrıcalıklı azınlığı ortadan kaldıracaktı. Hiyerarşik toplumun varlığı, uzun sürede, ancak yoksulluk ve cehalete yaslanarak sürebilirdi.
Kitleler kendi başlarına asla ayaklanmadıkları gibi, sırf ezildikleri için ayaklandıkları da görülmemiştir. Açıkçası, kıyaslama olanağından yoksun bırakıldıkları sürece ezildiklerinin farkına bile varmazlar.
Ele aldığınız bilgilerin çoğunun gerçek dünyayla en uygun bir bağıntısı yoktu; bir kuyruklu yalanın bile gerçek dünyayla daha çok bağıntısı olduğu söylenebilirdi. Hiç bot üretilmemiş olabilirdi. Kaldı ki, ne kadar bot üretildiğini kimse bilmediği gibi, zerre kadar umursamıyordu da. Tek bilinen, kağıt üzerinde bol keseden bot üretilirken, Okyanusya halkının belki de yarısının yalınayak dolaştığıydı.
Veba 1347'de Avrupa'ya ulastiginda, Adriyatik ve Akdeniz'deki limanlar, ozellikle Turkiye, Ortadogu ve Afrika olmak uzere, veba bulunan bolgelerden gelen gemileri kabul etmeyen ilk limanlar olmuslardi. 1348'de Floransa'da gezginler ve mallar icin karantina adi verilen bir kisitlama getirilmistir. "Karantina" sozcugu Italyanca quaranto giorni'den gelir ve gemilerin limana girip yolcularinin, murettebatinin ve yuklerinin indirilmesine izin verilmesinden once izolasyonda kalmalari zorunlu olan kirk gunluk sureyi tanimlar.