Daha insan olan kim, daha barbar olan kim: Şarkıcının köhne giysisini görüp öfkeyle masadan kaçıp giden, şarkıcının emeğine karşılık ona varlığının milyonda birini vermeyen ve şimdiyse karnı tok, aydınlık rahat odasında Çin'e dair meseleleri, oradaki ölümleri haklı bularak rahatça fikir yürüten kimse midir lord; yoksa hapsi göze alarak, cebindeki bir Frankla, yirmi yıldır kimseye bir zararı dokunmadan tepeler ve vadiler boyunca dolaşan, şarkısıyla insanları sevindiren, aşağıladıkları, bugün neredeyse kovdukları, yorgun,aç,mahcup, bir yerde çürümüş bir samanın üzerinde uyumaya giden küçük şarkıcı mı?
Kötülerin hata yapmamalarını ummak deliliktir. Çünkü bu imkansızı istemektir. Fakat başkalarına kötülük yapmalarına razı olmak, sana yapmamalarını ummak da zalimliktir ve bir tirana yaraşır ancak.
Doktor hastanın çektiği fiziksel acıların dayanılmaz olduğunu söylüyordu ki bu doğruydu, ama ona asıl çektiren manevi acılardı.
İvan İlyiç'i kıvrandıran manevi acının nedeni, o gece uyuyan Gerasim'in elmacık kemikleri çıkık, kötülük nedir bilmeyen, tertemiz yüzüne bakarken apansız aklına geliveren bir düşünceydi:" Ya gerçekten de yaşamam gerektiği gibi yaşamadıysam, bilinçli seçtiğim yaşamım yanlışsa?.."
Yedi yüzyıl önce, yedi beyaz güvercin, derin bir vadiden bir dağın kar gibi beyaz doruğuna kadar uçarlar. Bu uçuşu gözleyen yedi insandan biri şöyle der: "Yedinci güvercinin kanadında siyah bir nokta görüyorum."
Bugün, o vadinin sakinleri, karlı dağın doruğuna kadar uçan yedi siyah güvercinden söz ederler.