Şems-i Tebrizi'yi bu kadar kötü anlatan başka kitap var mıdır bilmiyorum. Yazar, Harry Potter'ın Türk ve mistik tarzını mı yapmaya çalışmış anlamadım.
Yazar, Şems karakterinde tanrısallaştırma yapmış (maalesef). Şems-i Tebrizi'den çıkardığı mânâ yüzeysel ve yetersiz. Kitabı yarısına kadar zor okudum. Zaten okuduğum yerin yarısı da boştu, sırf kitabı doldurmak için yazmış izlenimi veriyor.
Şems'i öyle bir tasvir ediyor ki okudukça tiksindim. Kitaba göre ya da yazara göre Şems; bir bakışıyla adam bayıltan, yine bir bakışla taş binanın çökmesine sebep olan, birinin dilini şişirip boğularak ölmesine sebep olan, geleceği bilen ve ondan haber veren (kahinimsi), insanları küçümseyen ve bununla övünen, herkesi imtihan eden, üstenci tavırlı bir ukala, egoist ve daha da fazlası. Şems sürekli ben şöyleyim ben böyleyim deyip duran, ben budalası biriymiş gibi tasvir ediyor yazar.
Şems'in Mevlana'yla ilişkisi de tuhaf olarak tasarlanmış (maalesef). Beni en iğreti eden kısım Şems, Mevlana üzerinde o derece hakimiyet kurmuş ki, onu kuklası gibi oynatıyor, Mevlana'ya küçük bir çocuk muamelesi çekiyor, istediğiyle görüştürüyor istemediğiyle görüştürmüyor.
İki Allah dostunu bu şekilde anlatması beni hem üzdü hem sinirlendirdi. İlk kez Mevlana ve Şems-i Tebrizi'yi bu kitapta öğrenenler yanlış tanıyacaklar (maalesef).
Okuduğum en kötü kitaplardan biri olduğu için üşenmeyip inceleme yazmak istedim. Nasıl bu kadar baskı yapmış, nasıl bu kadar çok satmış şaşırdım.