Zaaf.

Zaaf.
@Saltteacher
Solup gitmiş lavanta | instagram.com/saltteacher
Dkab | Öğretmen
Bursa
59 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı

Zaaf.

, bir kitap okudu
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
Ahmed Arif
8.5/10 · 48bin okunma
Reklam
6/10
·60 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Merhabalar! Buraları epey aksattık, umarım şu yoğun süreç bir an önce biter ve daha çok okur daha çok yorumlarız. Öncelikle Paul hakkında kısa bir bilgi vereyim. Kendisi Karl Marx’ın damadı olup eseri komünist zihniyet ihtiva etmemektedir. (Bence.) Eşi ile birlikte tam 70 yaşındayken intihar etmiştir. Bunun sebebi ise kendine daha önce vermiş olduğu sözdür. Elden ayaktan düşüp de zihninin kendisini yemesine müsaade etmeyeceğine dair kendisiyle sözleşmiş ve 70’inde bunu yerine getirmiştir. Dönem itibariyle bakarsak pek çok yazarda benzer hikayeler var, sebepler farklı ama çoğunlukla bireysel/eşli intihar. Toplumsal koşullar mı onları bu denli bunaltıyordu bilemiyorum. Ama çağlarında bir buhran hakimmiş ki ruh halleri hep aynı. Tembellik Hakkı eserini gerçek bir tembellik olarak algılamamakta fayda var. Burada Paul’un amacı belki de dikkat çekmekti ancak söz ettiği tembellik değil, düpedüz dinlenme hakkı. İnsani çalışma koşulları. Biri para kazanıyorsa onu yiyebilmesi için tanınacak zaman hakkı. Boş zaman hakkı. Paul’dan çok önceleri bu konuyu Rosseau meşhur d’Alembert’e Mektup yazısında dile getirmiştir: “Halkın ekmeğini kazanmak için sarf ettiği zamandan başka zamanı yoksa, yazık. Ekmeğini sevinçle yiyebilmesi için de zamanı olması gerek.” Paul, Tembellik Hakkı’nı kaleme aldığı dönemde işçi sınıfı 10-11 saat civarı çalıştırılmaktadır ancak daha sonraları bu 17-18 saatleri bulmuştur. O, bireylerin sevdikleri işte 3-5 saat çalıştıkları taktirde çok daha verimli bir üretim olabileceğine de vurgu yapmaktadır. Eserde bana ilginç gelen dipnot olarak yer verilmiş bazı bölümler oldu onları şöyle dile getireyim. Nasıl bağdaştırdığını anlamaya çalıştım ve birkaç kez daha okumama neden oldu diyebilirim; * “... doğmakta olan Hıristiyanlığın eski uygarlıklarla birlikte eski dünya
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Telos Yayıncılık · 200013,3bin okunma
7/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
Merhabalar! Bugün bilim-kurgu kategorisinden, Herbert George Wells / Doktor Moreau’nun Adası’nı konuşuyor olacağız Yine öncelikle yazarı tanıyarak başlayalım. Küçük çaplı bir araştırma yaptığımızda görüyoruz ki, birçok bilim-kurgu başyapıtına ilham kaynağı olan Wells, 1800’lü yıllarda yaşamıştır. Her ne kadar bu türdeki eserleriyle tanınsa da edebiyatın pek çok dalında eserler vermiştir. Atatürk kendisinden Nutuk’ta söz etmiş ve çağdaşı sayılabilecek Wells’i övgüyle anmıştır. Wells, federal bir dünya devleti idesinden söz etmiş, hatta bunu tarih külliyatının son sayfalarında dile getirmiştir. Dr Moreau’nun Adası’na gelecek olursak, bir dizi karmaşık ve girift olay içeren, okurken bende zıt yönde hisler bırakan bir eserdi. Bir yandan okumayı bırakıp ‘bu da eksik kalsın’ derken diğer yandan da sayfaları birbiri ardına çevirdim. Bir tarafım dış dünyada kalarak eseri okusa da diğer tarafım Edward Prendick oldu ve kendimi adadaki gizemi çözmeye çalışan, güvende hissedemeyen ve çığlıklarla boğuşan kişi olarak buldum. Bu şekilde içine çekmesi elbette betimlemelerin başarısıydı ancak bir taraftan da yoğun betimlemeleri sıkıcı buldum. Gerçekten çok karmaşık bir okuma oldu benim için Eserin ortaya çıkış yılını baz alarak yorumlayacak olursak kurgu güzel. H. G. Wells, klasik bilim-kurgu eserlerindeki üst düzey teknoloji veya bilime, bunların doğurduğu sonuçlara yer vermekten öte bilimin gelişmesi adına dış dünyadan izole sayılabilecek bir adada deneyler yapan Dr. Moreau üzerinden ‘aşamalar’a değinmiş. Belki o dönem bilimsel çalışmalar için hayvanların kullanılması ile ilgili fikrini bu eser yoluyla aktarmıştır bilemiyorum, ancak bunu amaçladıysa nitekim ulaşmış da. Zira Avrupa ve Amerika’da hayvanlar üzerinde deney yapılmaması konusunda ciddi çalışmalar başlatılmış. Kitap
Doktor Moreau’nun AdasıH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202210bin okunma
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Aralık 2020 • Merhaba, bugün instagramda yaptığım anket sonucuna göre yorumunu yazmaya karar verdiğim Tolstoy’un İnsan Ne İle Yaşar kitabını konuşacağız. Kitap 6 kısa öyküden oluşuyor ve soba dibinde nasihat maksatlı dedenizden dinleyeceğiniz hikayelerden farkı yok. Eser informal bir değerler eğitimi, muhtemelen bu sebeple de 100 temel eserde yer verilmiş. Gelelim bu 6 küçük hikayeye.. Bunlar İnsan Ne İle Yaşar?, İnsana Çok Toprak Gerekir Mi?, Ateşi Kıvılcımken Söndürmeli, Mum, İlyas, Küçük Kızlar Büyüklerden Akıllıdır şeklindeydi. Her biri dil olarak sade, akıcı ve amacını belli eder nitelikteydi. Ancak ilk hikaye beni oldukça sarstı. O, kitaba da ismini veren ‘İnsan Ne İle Yaşar’ hikayesiydi. Çok spoiler vermek istemiyorum ama kısaca özetleyecek olursam köylü bir ayakkabıcının yanına bazı cevaplar almak için gelen Semyon’ın aldığı cevaplar etrafında dönen bir hikayeydi. Bunun yanı sıra kitaba paralel olarak izlemiş olduğum bir şeyden söz etmek istiyorum. The Minimaslist isimli belgesel tarzı minimal yaşamı anlatıp örgütlemeye çalışan bir şey izlemiştim. Orada da mutluluk kavramının ‘yeni eşya’ ile bağdaştırılarak içinin boşaltıldığından söz ediliyordu. ‘İnsan Ne İle Yaşar’ ne ile yaşanacağını açıklığa kavuştururken; ‘The Minimalist’ ise ne ile yaşanmayacağını, neyin hayatta gereksiz olduğunu gösteriyor. Değer yargılarımı da, kendi hayatımı da, hayata bakış açımı da gözden geçirip yer yer harekete geçip kendimde değişiklikler yapmama vesile olan bir okuma/izleme oldu. Hafif, kolay okunabilir, boğucu bir betimleme bulunmayan, mesajını direkt veren bir kitap okumak isterseniz İnsan Ne İle Yaşar ve Tolstoy, sizinle tanışmak için bekliyor
İnsan Ne İle Yaşar?Lev Tolstoy · Koridor Yayıncılık · 2018234,1bin okunma