Səma Məmmədsalahova

Nişimiz bize lisanı kazandırdı, lisan bize zekamızı verdi, fakat sadece bu zekayı bilgece kullanmak bizi özgür ve tam anlamıyla insan kılabilir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gerçekten de öyle. Binlerce yıldır dinler bize, insanın özel bir yaratım olduğunu, doğanın geri kalanından ilahi bir dokunuşla ayrıl­dığını anlattı durdu. Şimdi bunun doğru olmadığını bildiğimize göre, sarkaç öteki uca savrulmuştur. Aksi yöndeki onca bulguya rağmen usçular, insanların öteki türlerden farklı olmadığı konusunda ısrar etmeye kendilerini zorunlu hissediyor. Sahip olduğumuz her özellik, öteki türlerde de olmak zorunda sanki; üstelik, bu özellik bizdeki kadar gelişmiş değilse, eğer patates yıkamak ve meyve kabuğu kırmak Einstein'ın denklemleriyle ya da Beethoven'ın sonatlanyla boy ölçü­şemiyorsa, bizim de yüzme yetimiz yunusların yüzüşü yanında solda sıfır kalır ya da eşyaların yerini ısılarından yola çıkarak belirleme becerimiz, çıngıraklı yılanların aynı becerisiyle boy ölçüşemez demek, adettendir. Her türün, ötekilerden daha iyi yaptığı bir şey mevcuttur; bizler kim oluyoruz ki en sağlam hünerlerimizin, başka türlerin hü­nerlerinden özünde daha değerli olduğuna karar veriyoruz?
Aynca, atalarımız hakkında hiç aydınlatıcı bilgimiz yok demek artık doğru olmaz. Yeterince bilmediğimiz ise doğru; nokta. Zaman maki­nesi inşa etmediğimiz ya da fosil DNA'lardan atalarımızı klonlamanın bir yolunu bulmadığımız takdirde, ki bunlar düpedüz hayaldir, asla yeterli bilgiye ulaşamayacağız. Üstelik atalarımızı klonlasak bile, ya­şadıkları ortamı klonlayamayız, dolayısıyla bir soru işareti her zaman baki kalacaktır. Fakat şu an, eskiz mahiyetinde de olsa geçmişimize dair geniş kapsamlı bir tablo çizecek kadar bilgimiz var ve bu bilgiden faydalanarak, makul önermeleri makul olmayanlardan ayırabiliriz. Esas eksikliği hissedilen şey, gerçekler değil, bu gerçekleri odaklayıp, bunlardan tutarlı bir bakış açısı oluşturmanın yollarıdır.
Aynı zamanda lisan, bilimdeki en büyük sorundur. Aynı fikirde değil misiniz yoksa? O halde, bilimde en büyük so­run sizce ne? Hayatın nasıl başladığı mı? Evrenin nasıl oluştuğu mu? Evrenin başka bir köşesinde zeki hayat biçimlerinin olup olmadığı mı? Lisanımız olmasaydı, bu soruları soramazdık bile. Lisana nasıl kavuştuğumuz sorusu, mantıken, bilimle ilgili tüm sorulardan önce gelir, çünkü lisan olmasaydı, bilimsel sorular da olmazdı. Bu soruları nasıl sorabildiğimizi anlamaksızın, o sorulara vereceğimiz yanıtların bir geçerliliği olup olmadığını nasıl bilebiliriz?
So­nuna geldiğinizde bulacağınız şey şu: Sizi insan yapan her şey, öteki türlerin elinden gelmeyip de sizin yapabildiğiniz sayısız şey, esasen lisana dayanır. İnsanı insan yapan, lisandır. Belki de, insanı insan yapan yegane şey lisandır.