En sıradan muhafazakarlar genç insanlardır. Yaşamak isteyen ama nasıl yaşaması gerektiğini düşünmeyen ve düşünmeye zamanı olmayan, bu yüzden de yaşanmışı örnek alan gençler.
Seni sevseler bile, yabani ve yabancı kalacağını. Çünkü her şeyden önce korunmak isterler onlar.
Burada her şey sözlerine sevecen yaklaşır ve gönlünü okşar, çünkü hepsi sırtına binmek ister. Burada her mecazın üzerinde gerçeğe gidersin.
kargaşa.
anılacak günlerim olmadı mı benim?
ayaklarımın korkusuzca çiçeklendiği,
silahıma yapışıp sabahın serinliğini
beklediğim,
kuzey gemileriyle sağır olduğum günler,
sepet örmeyi unuttuğum günler olmadı mı?
ey geceyi ve kahverengi bir düzeni taşıyan ellerim!
yüzümün uğultusuyla şaşırtın beni.
o karanlık ormanı yangına vurun.
çünkü ben de kaçarken ardımda kalanları yakıyorum.
ama iyi biliyorum yıldızları,
ama yıldızların tanrıların da üstünde parladıklarını,
anılacak günlerimin gitgide yokolduğunu biliyorum.
kargaşa.
ve kolayca yıkılan inançlarım benim,
benim en sağlam ve dağınık ellerim.
sabahı nasıl tetikte bekliyorum.
şafakla damar damara seviştiğini görmek için bilgeliğin.
ve onarıyorum nasıl hızla kendi gücümü.
nasıl bir soylu boşluğa çılgınca kayıyorum.
ey yangınlar artığı!
her yangından arta kalan bir şey,
her yangından arta kalan gerçek şey
çoğalt beni.
Tanrı yasasında zamanaşımı diye bir şey yok ki. Evet, öyle olmalı; eski bir günahın hayaleti, gizlenmiş bir yüz karasının kötücül uru: Bellekte yitip gittikten ve kendine duyduğu sevgi kabahati örtbas ettikten yıllar sonra ceza ağır aksak da olsa peşinden geliyor.