Samet İşci

Samet İşci
@Samet_Isci
Bone machine
8 okur puanı
Ekim 2024 tarihinde katıldı
Claude Lorrain'e kulak kesilmekte yarar var, bir tablonun ön planları her zaman iğrençtir, sanat da, bir yapıtın değerinin daima uzaklarda, anlaşılmazlıkta, suçüstü yakalanmış bir düş olan, insanın biricik aşkı olan yalanın gizlendiği yerde aranmasını emreder. Bizim bu sefil doğamızı dikkate almasını bilen bir kadın, kolaylıkla bizim bir tanemiz, vazgeçilmez ve mutlak umudumuz oluverir.
Sayfa 96·Kitabı okudu
Reklam

Samet İşci

, bir kitap okudu
Puan vermedi·128 syf.·
2025 1. kitabı
Rainer Maria Rilke
7.7/10 · 2.064 okunma
bir kapak sayfası ve sekiz yaprak
Yayılıyor ansızın, gittikçe artan fırtınanın dalgalandırdığı gece, öyle ki, sanki fırtına çıkmasa, kalacakmış sıkışıp zamanın kıvrımları arasında Yıldızların direndikleri yer değil bitiş noktası, ve ne ormanın ortasında başlıyor, ne benim yüzümde, ne de senin görüntünle. Lambalar kekeliyorlar habersiz: Yoksa binlerce yıldan bu yana gece mi tek gerçeğimiz...
Sayfa 72·Kitabı okudu
Waterloo Penceresi
geç uyanıyorum. geçen yıl karım öldü. şehrin bir ucuna gömdük kırk yıllık sevgilimi. bunu inanılmaz şekilde normalize ettik. her gün karım ölüyo gibi yaptık. karım ölürken başındaki hemşire söyledi. ''hayat deva ediyo.'' yazıyomuş, tam da ona sevgilisi. şu yeşil waterloo penceresinde değişik bir bakış açısı, ama etmiyor oğlum be! sanki dünyada oyunlar bitti ve yollar da bitti. bu şiir hangi kitapta geçiyor pilav nasıl yapılır? hayat nasıl silinir? hepsini onun notlarında öğrendim. arkadaşım öldüğü için arkadaşlar bana iyi davrandı. bir süre. dediler ki içlerinden ''bunun karısı öldü. bizim karımız kocamız ölse o bize iyi davranırdı.'' bizim de ona karısı öldü diye iyi davranmamız yok mu? napacaklarını şaşırdılar. bir sağa bir sola sıkılıp, ilk gün şakalar konuştuk birbirimize. ama nasıl şakalar. ölüm hakkında ve güldük ağlamaktan :) ikinci ve üçüncü gün de. kraftwerk dinleyip durduk. sosyal özürlü arkadaşlarımla. bense artık iyi şaka yapamıyorum. şakasız kaldım diyebilirim ya da. kimse anlamıyor onun gibi neyapsam. kulaklarımı bile ve gözlüğümü kaybettim. ektiğim her çiçek soluyor. saçlarım azaldı. pembeye boyamayı bıraktım sakallarımı. arada çocuklara bakıyorum çocuklar bana bakıyor.
"Sevgili Kızım, zorlukla yazıyorum. Elim rahatsız, titriyor. Onun için, yazım çarpık-çurpuk oluyor. (Bu küçük defteri de kendim yaptım; sayfalan keserken o da biraz eğri-büğrü oldu.) Kusura bakma. Yazdıklarımı şimdi okurken, beni iyice anlayabilecek konumda olacaksın — yıllar geçecek; büyüyeceksin. O zaman, bana küçükken beslediğin duygular, belki bir-iki anıya sıkışıp kalmış olacak; belki de, kocaman bir boşluğun incecik çeperleri durumuna gelecek; ama bu cılız anılardan onlann anlamını çıkarabilecek yaşa gelmiş olacaksın; yıllar boyunca da, düşüne düşüne, çıkaracaksın. Bunu umuyor değil, biliyorum; çünkü sende, daha o yaşında bile, o anlamı kavrayacak gücü görmüştüm — yani, şimdi, görüyorum." "Anımsıyorsundur: Senin için, “Benim kızım insan olacak” demiştim. Sen, benim bu sözümü o anda beynine kazımış, ama yüzüme de hayretle bakmıştın — o hayretini anımsıyorsun, değil mi? Evet, gururla, biraz da övünçle söylemiştim o sözü (babalar çocuklarından kendilerine pay çıkartırlar ya işte...); ama, yüzümde bir hüzün, bir üzüntü de görmüştün. Şaşırmıştın; pek bir anlam verememiştin buna. Bugün anlamışsmdır — anladığını biliyorum : o gurur ile o hüzün nasıl oluyor da birarada bulunabiliyorlar; biliyorsun." "İnsan olan insan pek az — bunu anladın bunca yıl sonra; bir de şunu: İnsan insan oldu mu, acı çeker. Bunlan anlaman, senin insan olacağını gören Baban’m gururlu üzüntüsü ile üzüntülü gururunu anlamlı kılmıştır sana. Ama, bak, sana, şimdi, buradan, yıllar öncesinden, şimdi, sana, orada, yıllar sonrasında, şunu söylüyorum — bunu söylemek için yazıyorum: Ne mutlu sana ki, insan olmanın acısını çekebiliyorsun, bunca yıl da, çektin — ve ben, yıllar öncesindeki Baban, şimdi, orada, yıllar sonrasında bulunsaydım, yüzümde göreceğin, artık, üzüntü değil, yalnızca gurur olurdu. Bu