Sorun yok... Yol kenarındaki taşa takılıp düşmek gibi bir şey. Can sıkıcı, küçük bir mesele. Gitmek istediğin yer çok ama çok uzakta. Bu yüzden sorun yok. Ayağa kalkabilirsin, yürümeye devam edebilirsin, hem de hemen...
"Sevgi izlerine dayanarak yaşamak..."
Yine bir mekan etrafında çeşitlenen birbirinden farklı hayatlar, bunu da sevdim. İsmine bakınca farklı beklentiler oluşuyor elbette ama okuyunca hayal kırıklığıda yaratmıyor. Kitap Mutfağında başlayıp Kalbin Yürüyüşü Kütüphanesinde sona eriyor, erik ağacı çiçekleri eşliğinde. Kimi baskı altında büyümüş, kimi sevgisiz bir hayat sürmüş, kimi yalanla örülmüş bir hayatın kölesi, kimi ise kanserle boğuşuyor... Bu farklı insanların ortak noktası Kitap Mutfağına yollarının düşmüş olması ki her biri bir parça can, sevgi, ait olma duygusu buluyor burada. Kendilerini keşfediyorlar aslında; onca yaranın, ihanetin arasındayken hayata yeniden tutunuyorlar.
"Başka insanların hayatını yaşama projesini denemek istedim, reçetesiz bir gözlük aldım. Birisi bana şöyle demişti... Bir romanın kahramanı gibi tamamen farklı bir insan olup ikinci bir hayat yaşamak oldukça güzel olabilir."
Aynen öyle kardeşim. Bizim yaptığımızda o zaten okurken. Daha bir kaç gün önce ağlayarak bir hayata tanıklık ediyordum, daha da öncesinde başka bir hayatta tarih yazıyordum... Neredeyse her akşam ayrı yaşamlara gidip dönüyoruz, her birinden bir parça alıyor bahçemize ekiyoruz.
"Soohvuk, saatlerce konuşabileceğin birini bul. Derin bir kuyu gibi olan kalbini açabileceğin ve gece boyunca konuşabileceğin biri olsun yeter. Ben bunu yaşadım. Parlak dönemler geçer, deli gibi tutkular ve coşku anları bile solabilir. Ama hikâye sonsuza kadar kalbinde kalır. Yıpranmazlar, kaybolmazlar, çatlamazlar ve kırılmazlar.."
Yujin'nin umduğu gibi Soyang-ri Kitap Mutfağı hayatları kontrolden çıkmış insanların ruhunun dinlenebileceği bir yer, bir sığınak olmuştu.
Okurken yaşadım, gözyaşlarım bir sürü iz oluşturdu sayfalarda. Bir atın kişnemesi mi, bir taşın yeri mi, yüze konan bir sinek mi? Nereye gizleniyor da bir anda ortaya çıkıyor acılar?
"Dünya gözyaşlarımın içindeydi artık, dünya bulanıktı, dünya ıslaktı ve dünya kalın uğultular eşliğinde, etrafa buğular saçarak, hafif hafif titriyordu."
Bir insan hayatı nasıl bu kadar gerçek ve içten anlatılmış inanamıyorum. Her birisi benim etrafımdan karakterlerdi resmen. Of yazamıyorum, yeter...
Râviyân-ı ahbar ve nâkilan-ı âsâr Serik-i Muallim Fethi Paşazade, Kitab-ül Hiyel'i şöyle rivayet ve hikayet eder:
"Bizdendir. Hayal ehli bir zattır."
:)
"Böylece Semerkand, insanla kaçamayacağı yazgısının yollarının kesişmesinin simgesi haline gelmiş."
Amin Maalouf her kitabıyla daha da bir sevdiğim yazar oluyor. Kütüphanemde geniş bir yer edinmeye başlıyor yavaş yavaş. Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamülmülk arkadaşlığı etrafında şekilleniyor kitabımız. Karahanlı Semerkand'ında başlayan hikaye Selçuklu İsfahan'ına doğru yol alıyor. Ardında da Meşrutiyet ve Monarşi çatışmalarıyla mücadele eden İran'a uzanıyor. Hayyam'ın, Sabbah'ın ve Nizamülmülk'ün hayatına, kavgalarına, davalarına ve mücadelelerine tanık oluyoruz. Yüzyıllar sonra ise Benjamin Ömer'in hayatına tanık oluyoruz. Rubaiyat, evet Hayyam'ın rubailerinin yazılı olduğu kitap. Bir kitap ve birçok hayat iç içe beraber akıyor ki insan düşünmeden edemiyor; kitap, insan ve yaşam birbirinden ayrılır mı hiç? Kitaplarda onlarca hayat yaşıyoruz dediğimizde bize gülenler var, halbuki bu şüphe götürmez bir gerçek.
İnanç, inanıyorum ki fani dünyadaki en güçlü duygulardan birisi. Hayyam'ın bilime ilime olan inancı ve tutkusu; Sabbah'ın seçilmişliğine, batınilere inancı, kararlılığı ve inadı; Nizam'ın dinine, devletine bağlılığı, intikam duygusu ve inancı. Yaptıkları, bağlandıkları şeyler farklı olabilir ama temelde aynı inatla hareket ediyorlar. Birbirlerinden ayrıldıkları farklılıkları kadar zekaları gibi benzerlikleri de dikkat çekiyor.
Hayyam ve Cihan aşkıyla, ayrıca dönem olayları ile, beslenen Rubaiyat; Benjamin ve Şirin aşkıyla kayıplara karışıyor. Tuhaf. Aşkla başlayıp, aşk ile yok olmak gibi geldi bana bu durum. Bir dönem olayları ile şekillenen Rubaiyat, başka bir dönem olaylarını sessizce izlemekte idi. Ki rubaileri her dönem için bir ışık aslında. İnsan ne kadar değişti ki yüz yıl, bin yıl önceden beri? Aynı insan aynı yaşamlar, sadece karakter değişiyor. Bu
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma