G.S.Bildik

G.S.Bildik
@Sanems_books
Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan biriyim...
10/10
·200 syf.··
2020 1. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2020 00:30
Cemal Meriç’in de dediği gibi, “Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim.”.... Fransız pedagog Jules Payot tarafından 1894 yılında yazılmış olmasına karşın tesirini halen koruyan değim yerindeyse modern marifetname niteliğinde bir kitap. Ancak benim naçizâne bu çeviriyle alakalı ufak bir eleştirim olacak. O da şudur ki; çevirmenlerin, eski dönemde yazılmış kitapları çevirirken kendi yorumlarını katmasından ve günümüze güncellemesinden ben naçizâne pek hoşlanmıyorum ama buna rağmen gerçekten çok faydalandığım ve ufkumu açan bir kitap olduğu kesin. Herkesin okuması gerekiyor diye düşünüyor ve tavsiye ediyorum. Kitaptan bir alıntı ile bitirmem gerekirse; “insan kendine hakim olmanın paha biçilmez bir değer olduğunu zamanla öğrenecektir. hayattan ne istediğimiz, ne olacağımız, hayatta oynayacağımız rol kendine hakim olmaya bağlıdır."
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
Beden dilinin bu kadar muazzam bilgiler ve ipuçları barındırdığını keşfetmek harika bir histi benim için... Zira okudukça beyninizin sizleri evrensel olan tipik hareketlere nasıl yönlendirdiğini, yönettiğini, bazen “neden böyle yapıyorum şu an bu durumlarda?” Diye düşündüğünüz tüm hareketlerin aslında evensel bedel dilinde yerinin ne olduğunu öğrenmek bana göre paha biçilmezdi.. Birde “Lie To Me” dizisi ile perçinleyince bir müddet “hımmm şuan şundan bunu yaptı. Şimdi şunu yapacak ya da yalan söylüyor” gibi çıkarımlar yapmaya başlıyorsunuz. Ben çok ama çok faydalandım ki zaten kitabın yazarı dünyaca ünlü bir beden dili uzmanı... Keyifli okumalar son olarak; kendinizi ne kadar gizlerseniz gizleyin beden diliniz sizi ele verecektir! Tabiki anlayana :)
Beden DiliJoe Navarro · Alfa Yayıncılık · 20086,2bin okunma
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2021 20:00
Aslında hepimizin yer yer bildiği/duyduğu/anlatıldığı annelerimizin, babalarımızın, dedelerimizin, ninelerimizin yoksulluk zamanlarını gözleri dolarak anlattıkları sanki tanıdık bir hikayeyi dinler gibi okudum kitabı.... O zamanın yoksulluğunu, alt sınıfın çaresizliğini, ezilmişliğini, dürüst, çalışkan, saygılı insanların maalesef haketmedikleri muameleleri anlatırken yer yer gözlerim dolmadı değil. Dostayevski’nin Makar Alekseyeviç ve Varvara Alekseyevna arasında geçen diyalogları mektup ile anlatma şekli o kadar nahif ve o kadar sıcak ki... Yine Gogol’un “Palto” romanını okurken hissettiğim duyguları bu güzel kitabı okurken de hissettim. Zira “Palto” gibi “İnsancıklar” kitabı da yoksulluğun, sınıf ayrımının, zenginin bakış açısının, yoksulun hayata tutunma çabasının, dürüst bir memurun hayat mücadelesinde yoksulluğun yanında bir yanda da iş arladaşlarının küçümsemesinin, alaylarının, dürüstlüğü ile dalga geçilmesinin insanın suratına bir tokat gibi çarpıldığı başyapıtlar naçizâne. Ve okurken şunu düşündürüyor: “Peki o zamandan bu zamana dürüst insanlar için ne değişti? Hiçbir şey. Hâlâ ve maalesef ki kıymet yine bilinmiyor ve yine dışlanıyor topluma uymadığı için!”... İşte tüm bu hislerle okurken bir yandan insanın içi ezilirken, bir yandan da roman kahramanlarının zorluklar içindeki sıcacık sevgisini ve sıcaklığını hissetmek bambaşka hisler uyandırıyor. Yani ezcümle; Dostayevski’nin ne denli büyük bir yazar olduğunu bir kez daha anlamanıza sebep olan ve düşündüren sıcacık bir roman...
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201877bin okunma
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2020 15:21
Hoşçakal Martin... Seninle tanıştığım için ve bana kattıkların için sonsuz teşekkürler... Evet Martin Eden’ın hayranlıkla değişimine, gelişimine ve devinimine şahit olmak bana inanılmaz güzel bir bakış açısı kazandırdı diyebilirim... O’nun hayat mücadelesi ama buna rağmen asla duruşundan ve karakterinden ödün vermemesi, işçi sınıfına mensupken, bir gün yaşadığı bir tesadüfle tanıştığı ve delicesine bağlanıp, sevdiği en büyük aşkı “Ruth” uğruna kendini geliştirmeye adamasına ve O’nun sınıfına mensup olmak için müthiş ve bir o kadar takdire şâyan değişimine an be an şahit olmak, daha sonrasında aslında üst sınıfın ve kendisini adadığı sevdiceğinin hayal kırıklığına uğratması ve Martin Eden’in kaçınılmaz sonu... Muhteşem, muhteşem, muhteşem bir kitap. Ben okurken gerçekten Martin’in yanındaymış gibi yaşadıklarına yakınen şahit olmuş gibi o hissiyatı hissederek okudum çünki inanın hissediyorsunuz tüm düşünce ve duygularını... Bunun yanı sıra bir tebrik ve teşekkürü de kitabın çevirmeni olan “Levent Cinemre” ye etmek istiyorum. O nasıl bir çeviridir? Nasıl kelimeler nasıl cümlelerdir? Nasıl hissetmektir çevirdiğin karakteri yaşamak/yaşatmaktır ve okuyana hissettirmektir. Gerçekten şu bir gerçek ki; bir kitap çevirmeni, kitabı rezil de eder vezir de... Ama Sayın Levent Cinemre Martin Eden’ın hikâyesini resmen Vezir etmiş, arşa taşımış hakikaten canı gönülden tebriklerimi ve hayranlığımı iletiyorum... #leventcinemre Yani son olarak diyeceğim şu ki; iyi ki seni tanıdım ve hayatına, hikayene şahit oldum Martin Eden....
Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma