"Yüz kişiden bir kişi doksandokuz kişiye hükmediyorsa, bu adaletsizliktir, zorbalıktır; on kişi doksan kişiye hükmediyorsa bu da aynı derecede adaletsizliktir, bir oligarşidir; fakat ellibir kişi kırkdokuz kişiye hükmediyorsa (ki bu sadece teoride böyledir, çünkü gerçek hayatta bu ellibir kişiden daima on ya da onbiri hükmeder) bu herşeyiyle adaletlidir, hürriyettir!"
Apaçık saçmalık olan bu düşünceden daha komik birşey olabilir mi?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her ibadetin bir ruhu, bir de cesedi vardır. Ruhu yitirilmiş ibadet, ölü ibadettir. Allah Rasulü'nün buyurduğu gibi, ruhu yitirilmiş bir oruçtan geriye "açlık" kalır. Ruhu yitirilmiş bir zekattan geriye, yoksullara tepeden bakan sahte bir tatmin hissi kalır. Ruhu yitirilmiş bir hacdan geriye, seyahat anıları kalır.
Rauf Bey, düşmanların bütün vatana girmesine yol açabilecek Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ordu güdümü ile ilgili maddesini oldubitti biçiminde kabul ettiği zaman, ulusun ne kadar içten yaralandığını ve kaygılandığını anladı mı?