Musa açıkgöz

Musa açıkgöz
@Sativa
Kaçmaya çalışma, onu anlamaya çalış.
Bilgisayar teknikeri
Bursa/Orhangazi
Orhangazi, 20 Mart
6 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Hakkaniyet bunu gerektiriyor
"Merakımı mazur görün lütfen, neden yerinizi o genç adama vermek istediniz?" Şöyle bir durup bana bakınca soruyu anlamadığını düşünüp açıklamaya çalıştım. "Yerinizi ona teklif ettiniz ya," dedim. Biraz sonra ne sorduğumu anlamış birinin tavrıyla konuş- maya başladı. "Evet," dedi, "ben son anda biletimi almıştım, o ise daha önceden almıştı." "Ama niye? Niye böyle bir şey yaptınız?" Bu sefer biraz garipseyerek baktı bana; "Because that was the fair thing to do," dedi. Yani hakkaniyet bunu gerektiriyor diyordu; yapılması gereken adil hareket bu! Bunu duyunca o kadar etkilendim ki gözlerim doldu. Bana göre bunun tek bir açıklaması var; bu adam kendi özüne olan saygısını kaybetmek istemiyor. Besbelli ki kendiyle kurduğu ilişki özel ve önemli... Kimse bilmiyor ama sen kendin biliyorsun. Ve sen, kendin için dünyadaki en önemli insansın. Öyle olmalısın! Aksi hâlde yaşadığın hayat senin hayatın olmaz, -mış gibi bir hayat sürersin. Bu yüzden "benim hayatım" diyebilmen, "Yaşadım!" diyebilmen için her zaman, bu durumda olduğu gibi kimsenin bilmediği bir koşulda dahi, sen kendin için doğru olanı, adil olanı yapmalısın. Bunu çok, hem de pek çok önemsiyorum. Kültürümüzde "Kul hakkı yemeyeceksin," diye temel bir ilke var ve sürekli konuşuluyor ama çoğu kez hakkıyla yaşanmıyor.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Söyleşi
Masallardaki çocuklar gibi evimizin yolunu bulabilmek için korku ormanımızın içinde öylece uzaklara doğru dolaşabiliriz. Sözcüklerin yolunu izlemek yerine, kendimizi ilaçlara başvurmuş, yiyeceklerle, sigarayla, seksle veya alkolle rahatlatir veya anlamsız aktivitelerle kendimizi oyalar hâlde bulabiliriz. Kişisel deneyimlerimizden bildiğimiz üzere, bu yolların her zaman bir sonu vardır. Gitmemiz gereken yere asla bizi götürmezler.
Sayfa 70·Kitabı okuyor
Ailemizdeki bireyler dayanması zor travmalar yaşadığında, suçluluk veya keder hissettiği zaman, algılanan duygular çok yoğun olabilir ve kontrol edebilecekleri veya çözebilecekleri boyutun ötesine geçebilir. Bu, insanın doğasıdır; acı çok büyük olduğunda, insanlar ondan kaçmaya çabalar ancak duygularımızı engellediğimiz zaman, bizi kendiliğinden serbest bırakmaya götürebilecek gerekli iyileşme sürecine bilmeden engel oluruz.
Sayfa 32·Kitabı okuyor
Acı olduğunda, acıyı yaşa, mutluluk olduğunda, mutlu ol. Öyle hassas ol ki acının ve mutluluğun her anı, harika bir macera olsun. Bunu yapabilirsen, acının da güzel olduğunu anlayacaksın. En az mutluluk kadar güzeldir. Benliğine keskinlik kazandırır; farkındalık getirir, hatta bazen mutluluktan bile fazla.
Sayfa 71·Kitabı okuyor
Dil, bir yanılsama yaratır. Dilde, acı, mutluluktan ayrıdır. Eğer sözlükte "acı" sözcüğüne bakarsan, "acı" sözcüğü ne bakman gerekir, "mutluluk" ayrıdır. Ama gerçekte, acı ve mutluluk, sağ ve sol elin gibi bir aradadır, tıpkı bir kuşun iki kanadının bir arada olması gibi. Sözlük, bir yanılsama yaratır; dil, harika bir yanılsamalar kaynağıdır. "Sevgi” der ve "sevgi" derken, sen asla nefreti düşünmezsin. Nefreti tamamen unutursun. Ama sevgi, nefret olmadan var olamaz. Bu yüzden bir insanı sever ve aynı zamanda o insandan nefret edersin. Bundan rahatsız olma. Seveceksen, nefret de edeceksin.
Sayfa 69·Kitabı okuyor