"Merakımı mazur görün lütfen, neden yerinizi o genç adama vermek istediniz?" Şöyle bir durup bana bakınca soruyu anlamadığını düşünüp açıklamaya çalıştım. "Yerinizi ona teklif ettiniz ya," dedim. Biraz sonra ne sorduğumu anlamış birinin tavrıyla konuş- maya başladı. "Evet," dedi, "ben son anda biletimi almıştım, o ise daha önceden almıştı." "Ama niye? Niye böyle bir şey yaptınız?"
Bu sefer biraz garipseyerek baktı bana; "Because that was the fair thing to do," dedi. Yani hakkaniyet bunu gerektiriyor diyordu; yapılması gereken adil hareket bu! Bunu duyunca o kadar etkilendim ki gözlerim doldu.
Bana göre bunun tek bir açıklaması var; bu adam kendi özüne olan saygısını kaybetmek istemiyor. Besbelli ki kendiyle kurduğu ilişki özel ve önemli... Kimse bilmiyor ama sen kendin biliyorsun. Ve sen, kendin için dünyadaki en önemli insansın. Öyle olmalısın! Aksi hâlde yaşadığın hayat senin hayatın olmaz, -mış gibi bir hayat sürersin. Bu yüzden "benim hayatım" diyebilmen, "Yaşadım!" diyebilmen için her zaman, bu durumda olduğu gibi kimsenin bilmediği bir koşulda dahi, sen kendin için doğru olanı, adil olanı yapmalısın. Bunu çok, hem de pek çok önemsiyorum. Kültürümüzde "Kul hakkı yemeyeceksin," diye temel bir ilke var ve sürekli konuşuluyor ama çoğu kez hakkıyla yaşanmıyor.