söyleyeceklerimi yanlış anlamayın, kıyas da etmemekle birlikte kitabın üstünde bir dan brown yazsa ya da popüler kültür yazarlarımızdan herhangi birisinin ismi, herkes salya akıta akıta gider okur ve bayılırdı. bunu belirtmeden geçmek istemedim.
kitap, mısır, islam ve türk mitolojilerini, tarihini çok güzel bir şekilde harmanlayarak ilmek ilmek işlemiş. kronoloji geçmiş/ler ve günümüz arasında çok iyi düşünülmüş ardından da tüm kitaba dağıtılmış ve bunun üstünde özellikle durmuş yazar, okurken tam yeri ve zamanında geçmişe veya günümüze gidiyoruz. bu, hem heyecanı dorukta tutuyor hem de bilgileri tam vaktinde bize aktarıyor. o kadar akıcı ve merak uyandırıcıydı ki bırakamadım kitabı.
doğrusu, Elbis karakteri bir animasyonda, animede veyahut popüler kültür genç yetişkin fantastik kitaplarda olsa birçoğumuzun dehşet düşeceği birisi. sayfaları çevirirken kapılıp gittim. kaldı ki en sevdiğim yanı karakterin tipik ahlak bekçisi, vicdandan ölen birisi veya iyilik timsali olmamasıydı. kurguda yer edinen geçerli fantastik sebeplerle birlikte karakteristik olarak da böyle bir yapıda kendisi ve bunu gerçekten fazlasıyla sevdim.
bir amacı var Elbis'in. ömrünü buna adamış. zamanın onda bir etki yaratmasına izin vermemiş ama aslında içten içe zihninde, kendisinde değişimler oluyor. o kadar reddediyor ve o kadar görevine kapılıp gitmiş ki bir noktada aslında ne yaptığını ve neden yaptığını unuttuğunu düşünüyorum. bunlara bir cevabı var elbet ama gerçekten çok mu umrunda?
kitabın sonunda, her ne kadar Elbis'in iç mücadelelerini, kararlarının değişimini görsek de bunun birazcık daha üstünde durulmasını isterdim. aceleye getirilmemişti ama kısa sürdüğünü düşünüyorum. kaldı ki aynı şey işin romantik kısmı için de geçerli. biraz daha üstünde durulabilir bir detay olmalıydı çünkü