Aslında, düşünen ve insanlığın problemlerine bakan her kafa ve doktrin, eşya ve oluşa bir alınyazısı tanıyor veya arıyor. Ayrıldıkları nokta, ilk sebep veya temel sebeptir. Dindarlar alınyazısını Allah'a, materyalistler maddeye, pozitivistler tabu ve fiziki kanunlara, ekzis tansiyalistler insana, Camus'cüler abese (absürd) bağlıyorlar. Böylece kadere inanmayan, farkında olmadan, determinizmi Allah'tan koparıp tabiat, insan veya tesadüfe bağlamaktan başka bir şey yapmıyor.
Allah'ı inkâr ediş, bence, insanın kendinden uzaklaşmasından doğuyor. Eşyaya doğru gittikçe, kendinden ve büyük Bütünden uzaklaşmış oluyor insan. Bunun için belki, eşyadan soyunup, kendin den ibaret kalan kişi kolaylıkla Allah'ı bulabiliyor. Allah'a inanı ne kadar az olursa olsun, büyük bir felâket anında insan Allah'ı neden hatırlar? İnsan o anda bütün eşyadan tecerrüt etmiştir de ondan.