“Çoktan ölmüş olan bir insanı aramak için çöllere düşülür mü?” derlerdi. Büyük bir tesadüf eseri olarak sağ kalmış olsa bile onu aramak yine anlamsızdı çünkü bu takdirde onu mutlaka mankurt yapmışlardı ve bir mankurt; dışı insan içi saman bir korkuluk idi, geçmişini bilemezdi.
Mankurt tüccara uzun uzun baktıktan sonra şöyle demiş: “Her gün ben aya bakarım o da bana bakar, birbirimizi işitmeyiz ama biliyorum orada oturan biri var.”
Bir tutsağın içine korku salmak için ona, kafasının uçurulacağını ya da başka bir yerinin kesileceğini bildirmek; onun hafızasını silme, son nefesine kadar taşıyacağı ve başkalarının anlayamayacağı yegane kazancı olan bilincini kökünden yok etme cezası yanında hiç kalır.