Elif

Elif
@Sayisalislamci
Keşke ölüm herşeyi bitirseydi. (69/Hakka, 27)
10/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
Bu öykünün, okuduğum zaman içerisinde bende bıraktığı etkisi bir başkaydı. Bu öykü aslında ne kadar içinde olduğunu bilmediğin, haberin bile olmadığı birbirine dolaylanmış onlarca hayatın özel bir ilişkisine odaklanmış halde. Çocukluktan başlayan bir aşk… Ve hayatının bu kadar merkezinde, sürekli çevresinde döndüğün insanın tam olarak bunu hiçbir zaman bilememesi… Bir noktada sevgimizin tam olarak hissedilemeyeceğini hatırlatan yanlar taşıyor, okurken hangi hayatlarla ilişiğim var da haberim yok diye düşünüyor insan. Mektubun sonunda yazarın tepkisi ise içler acısıydı, beni ağlatmıştı bu katı ve soğuk tepkisi. Hayatına dokunan ince bir dokunuşun yokluğunu, senin ince dokunuş olarak gördüğün ancak diğer yanda var olan yokluğun o derin parçalanmasını bu kadar uysal karşılayabilmek çok zoruma gitmişti benim. Ve ötekini bu kadar merkeze almak, kendini kurban etmeye varmıştı bu öyküde. Kadın hep başkasını yaşamıştı, başkasına yaşamıştı ama asla kendi hayatının merkezinde olamadı, hep uzak bir düşte takılı kaldı. Görüşten uzaklaştıkça insan da yitiyor böyle kendi hayatından… Bir başka hayatın farkına varabilmek, kitabın bana verdiği mesaj buydu temelde. Ve hayatımın o döneminde ilişkide olduğum bir insanın benden bağımsız hayatında, farkında olmadığım onca süre boyunca ne kadar merkezi bir yerde olduğumu çok derinden hissetmiş, benim zoruma giden bu davranışı sergilemekten çok korkmuştum. Başka hayatlar da var, bizimkine derinden bağlar besleyen; haberimiz bile olmadan sessizce, usulca çevremizde dönen. Aynı hisleri vermek zorunda olmasa bile insan bu bağın kıymetini takdir etmeli bana kalırsa, böyle güzellikler gölgelerde çürüyor… Yaşaması ve görülmesi için biraz ışık yeterli oysa. Okumadıysanız şiddetle okumanızı tavsiye ederim.. Keyifli okumalar dilerim...
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,5bin okunma
Reklam
• Kalp hassastır, hile bilmez. . .
Puan vermedi·224 syf.··
2021 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2021 19:13
Spoiller İçerir! . . ~ İnsan bir başkasını en çok yaralarından tanır. Kendi yaralarından... • Kendimizi modern dünyanın hızına kaptırmış halde yolumuzu kaybetmişken Kemal Sayar bizlere yolumuzu gösterecek bir tabelaya işaret ediyor: Yavaşla. Arka kapakta da değinildiği gibi artık büyüğün küçüğü geldiği bir dünyada değil hızlının yavaşı yuttuğu bir dünyadayız. “O kadar hızlı gidiyoruz ki ruhlarımız arkada kalıyor.” derken bir Afrika atasözü aslında ne kadar doğru söylüyor. Ruh dinginlik isterken maddi alemin hızı, ruhu unutarak yoluna devam etmek zorunda kalıyor çoğu vakit. Hız sadece ruhu es geçmekle kalmıyor aynı zamanda hayatı da yüzeyselleştiriyor bir yandan. Derinlemesine bakmaya vaktimiz olmuyor insanlara, doğaya, hayata. Ve tahammülsüzleşiyoruz bunun sonucunda. Aile yapısı değişiyor, anne baba olmak artık bir spor olarak değerlendirilmeye başlanıyor, benlik merkezileşiyor ve hayat sadece ben etrafında dönmeye başlıyor. Tam bu noktada Kemal Sayar diyor ki “Yavaş Güzeldir”. Uzun şimdinin farkına varmayı sağlar yavaşlık. Ne diyordu Tanpınar: “Ne içindeyim zamanın Ne de büsbütün dışında Yekpare, geniş bir anın Parçalanmaz akışında. “ Kemal Sayar bu şiirden sonra ekliyor: “Saatlerini doğanın ve iç dünyalarının çevrimine ayarlayanlar, güneşi ve gökyüzünü görebilenler, hayatı uzun bir şimdi veya yekpare, geniş bir an olarak yaşayabilenler, ‘İçime çektiğim hava değil gökyüzüdür.’ diyebilenler, eve mutlu dönüyor.” *****Kaderini Sev**** “Yaşlanmak başlanmaktır” yazısında Kemal Sayar ihtiyarların hayattan tecrit edildiği için “nesiller arasındaki süreklilik duygusu aşınıyor” diyor. Süreklilik duygusunu çok önemsiyorum. Dedem bize hep bir ağacın meyvesi olduğumuzu söyler, köklerimizi hissetmemizi sağlardı. Fakat şimdilerde motto "ihtiyarlara yer yok”, halbuki
1000Kitap
YavaşlaM. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 201513,2bin okunma
10/10
·68 syf.··
2020 128. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2020 14:16
Her müslüman önce, kendi iç dünyasında müslüman olmalı, fakat ondan ayrılmaz bir şekilde toplum içinde ve toplum halinde de müslüman olmayı şart olarak idrak etmeli... ``````````` ~• Sezai Karakoç •~ ‘’estetik ona ilişkin oldukça estetiktir. şiir, ruh pencerelerini Allah’a açtıkça şiirdir. yoksa balmumundan peteklerdir, bal değil.’’ °°°° ‘‘kozmik gerçeklikten kopuk kabul edemem insanı. birbirlerine göre nesneler ve olaylar ne konumda ve ne durumda olursa olsun, hepsinin kozmik, transandantal, mutlak’a bağlı bir konum ve durumları vardır. allah’ın tayin ettiği ve kader olarak isimlenen genel kanun çerçevesinde doğar, gelişimlerini ve ömürlerini tamamlarlar.’‘ “düşünce ve sanat, boş ruh yarasının havaya çizdiği anlamsız kavisler, yani havaya savrulan sigara dumanları gibi bin dallı ve dolambaçlı olsa da, anlamdan yoksun görüntüler salgını değil, zaman içinde yavaş yavaş dolan ruhumdan coşarak, (ben)i, eşyayı ve tarihi çevreleyip öbür yaratılış hallerine doğru akan, dolayısıyla ruhumla onun yaratıcısı arasında bir geliş gidiş bir akış, dinamik bir köprü olan bir ebediyet çerçevesidir. onun içindir ki benim gözümde düşünce, bilim ve sanat, mutlak bağımsızlık ya da sadece kendisine bağımlılık, iddia edemeyeceği gibi tarihin belli zaman parçasındaki oluşmuş yapısını bağımlılıktan ibaret olan güdümlü de kabul etmez.” ‘‘benim devletim, ( medine’t-ül fazıla ) diye adlandırılan devlet, yani erdem devletidir. devlet, gözümde, sadece bekçi - devlet, ya da sadece ekonomik kuruluş, yani kooperatif - devlet, ya da ırkın veya sınıfın hegemonyasına dayanan ırk ve sınıf devleti değil, ya da bütün amacı sınıflar arasında bir denge sağlamaktan ibaret devlet, politik devlet değildir. şüphesiz idealimizin devletinde, güven, denge ve barış sağlayan siyasi kuruluş bilhassa çağdaş dünyaya
Diriliş Neslinin AmentüsüSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202222,4bin okunma
Dikkat!. Spoiller içerebilir!
10/10
·64 syf.··
2020 121. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2020 12:12
Biri bana en sevdiğim yazarın ismini sorduğunda aklıma ilk gelen iki isimden biridir Stefan ZWEIG! Nefis bir kitabının daha sonuna geldim... ••••√ Şimdi sizleri birkaç alıntıyla baş başa bırakıyorum: “Söz konusu başkalarının derdi olunca nasıl da hep daha zeki ve daha nesnel oluruz.” “Ruhu çoktan ölmüştü, geriye öldürülecek yalnızca bedeni kalmıştı.” “Sizden benimle konuşmanızı rica ediyorum, çünkü kendi suskunluğumda boğulmak üzereyim.” “Hiçbir şeyin benim için gerçekleşmediğini, ama yine de her şeyin bana ait olduğunu hissediyordum.” “Ölüm saatini beklemek, ölümden de beterdi.” "Biliyor musun? Kendinden çok kimseyi özlemiyorsun aslında. Huzurla uykuya daldığın o geceleri, uyandığın o masum sabahları özlüyorsun. En büyük yarayı, diz kapağındaki o yara sandığın çocukluk zamanlarını özlüyorsun. Hani derler ya seni öldürmeyen acı güçlendirir, öyle bir şey oluyor işte. Zamanla geçmiyor aslında hiçbir şey, sen zamanla sabretmeyi, zamanla dayanmayı öğreniyorsun, dua da ediyorsun sonra." "Belki de insan her şeyi içine atmaktan boğuluyor zamanla." - Stefan Zweig
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,7bin okunma
Dikkat!. Spoiller içerir!.
10/10
·479 syf.··
2020 120. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2020 22:30
Ben dünyayı kirletiyorum albayım... °°°°° • Hiç olmazsa kimseye belli etmeden bekleyebilsem burada. Kendimi gizleyebilsem. Yakamı kaldırayım da beni tanımasınlar. Acaba ölürsem çok üzülür mü albayım? O zaman koşup bana gelir mi dersiniz? Siz çok ağlarsınız biliyorum, albayım. Fakat sizi hiç ağlarken görmedim, biliyor musunuz? Ben öldükten sonra sizi ağlarken görmeyi doğrusu çok isterdim. Sadece bir kere, Mütercim Arifi okurken gözlerinizin dolduğunu görmüştüm. Biraz ölseydim, biraz da sizin bana ağlamanızı seyretseydim. Tabii Bilge pişman olacak, ama iş işten geçecek. Beni çok arayacak. Size çok önemli bir şey söyleyeyim mi albayım: Bu Bilge akıllı değil albayım. Burası çok önemli. Ben ondan akıllıyım, birçok insandan akıllıyım. Mesela Bilge, benim gibi sözler bulup söyleyemez duruma göre. √ Beni sevseydi, onun çok yararına olurdu. Onu adam edebilirdim albayım. Tabii akıllı olduğum için bana dayanamadı. Belki de akıllı insanlar yalnız kalırsa daha iyi olur. Kim bilir? Bilge de bunu çok söylerdi. Yalnız kalırsam daha iyi olurmuş. Üşüyorum albayım, aceleden ceketimi giymeyi unutmuşum. Sokağa nasıl çıkılacağını bilmem mesela. Bende hayat bilgisi zayıf albayım. Bilge bunları bilir, bu bakımdan akıllıdır; birlikte olabilseydik, insanlık çok yararlanacaktı bundan. Yazık oldu. Şimdi yanımda olsaydı, böyle üşümezdim albayım; beni bir arabaya bindirirdi hemen. Ben bunlara çabuk karar veremem albayım: Kararsızlığımla yanımdakilerin canını sıkarım. Hava da çok soğudu albayım, eve dönmek istiyorum. Biliyor musunuz, Bilge beni evde bekliyormuş gibi geliyor bana. Yoksa eve dönmek istemiyorum. Beni bekleyen yalnızlığı ve karanlığı istemiyorum. Bilge’den akıllı olduğum halde neden bu duruma düştüm acaba? Neden herkes benden kaçıyor albayım? Yaşamasını bilmiyorum da ondan mı? Bir
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
Reklam