Yaklaşık bir hafta önce okuduğum kitaptır. George ve Lennie’nin dostluğunu ve ikisinin hikayesini anlatır. Güçlü olmanın kötülükle bağlantısını, emekçi hayatını ve en çok da dostluğu sorgulatır insana. Fareler ve İnsanlar okurken değil de daha çok bittiğinde düşündürür. O son sayfayı kapattıktan sonra gerçekler yüzümüze çarpar ve karakterlerle empati gücünü göstermeye başlar. Kısa bir kitap olmasının yanı sıra dili kolaydır ama beni son cümlesi bile düşünmeden alı koyamamıştır.
Daha birkaç gün önce bitirdiğim kitaptan sıcağı sıcağına bahsetmek isterim. Bir distopya kitabı olan hayvan çiftiği aslında kısa bir kitap olmakla birlikte verdiği ana fikir kesinlikle çok net. Bu kitap 1944 de kaleme alınmış ama insanda daha yeni yazılmış hissiyatı bırakıyor yani bugünün dünyasını görmek için bugünün insanı olmak gerekmiyormuş onu anladım. Kitaptan beklenti kesinlikle çok yüksek olmamalı fakat sadece yüz küsür sayfa yazıp içeriği bu kadar doldurmak zor olsa gerek. Beyin açan kitaplar listenize mutlaka ekleyin.
Kitap okumaya bir süre ara vermiştim ve dönüşüm bu kitapla oldu. Kitabın ilk sayfaları daha betimsel gelip biraz beni yorsa da bir yerden sonra kitabın dünyasındaydım artık. Afganistandaki o bahçede ben de oynadım, o nar ağacına ben de tırmandım hatta inanmayacaksınız o savaş dönemlerini bende gördüm. Uçurtma avcısı pişmanlığın ne olduğunu ve sonuçlarını bana çok iyi hatırlattı. Evet belki hayatımı değiştirdi diyemem ama bir yerde duymuştum kitaplar hayat değiştirmez mesela sen bir hurma yediğinde hemen büyümezsin, o hurma kanına karışır, et olur, tırnak olur sana, senin bir parçan olur ve sana mutlaka bir şey katar ama seni direkt büyütmez. Bu kitap da böyle bir kitaptı.