Sürekli karşıma çıkan almaya bir türlü elimin gitmediği ama çok övgü aldığı için de sepete eklediğim bir kitaptı. Yazar ile bu kitapla tanışmış oldum.
Kocası Orhan'ı kaybeden Türkan'ın kendi kabuğunda başlayan yas sürecinin denizleri aşmasını, bir karavanla yeni insanlara yolculuk etmesini okuyorsunuz. Klâsik bir konu ve klişe bir kurgu olunca iyi bir anlatım ve sağlam karakterler bekledim ama hayal kırıklığı yaşadım. Akıcıydı ve güzel cümleler vardı lakin hepsi o kadar. :( Birbirlerini sürekli terk eden karakterler, boşa yapılan evlilikler ve Türkan'ın eksik ve hissiz hissettiren karakter gelişimi... Geçmişteki karakterlere hiç söz hakkı vermemiş yazar o yüzden diyalog eksikliği vardı ve kimin neyi niçin yaptığı havada kaldı hep.
Bir kadının yeniden çiçek açmasını okuyacağımı düşünürken sade ama yoğun, basit ama kargaşa içinde, yavaş ama sona doğru da gereğinden fazla hızlanan ve beni içine alamayıp hiçbir şey hissettirmeyen bir metin okudum.