En çarpıcı noktalardan biri: Kahramanın çevresinde insanlar olsa bile kendini sürekli yalnız hissetmesi.
Bu, aslında çoğu insanın hayatında hissettiği ama adını koyamadığı bir duygu.
Bazen insanlar, içlerinde taşıdıkları duyguların farkına bile varmazlar, ta ki bir karşılaşma hepsini gün yüzüne çıkarana kadar.
Raif’in Maria ile Berlin’de tanışması, onun bastırdığı duygularını tetikler.
Acı Kahve, özellikle Hercule Poirot’nun zekâsını ve insan psikolojisini çözme yeteneğini çok güzel gösteren bir roman.
Bir bilim insanının ani ölümüyle başlayan olaylar, şüphelerin giderek büyüdüğü bir atmosfere dönüşüyor. Her karakterin sakladığı bir şey var ve okurken sürekli “Acaba katil kim?” diye düşünüyorsunuz. Tam her şeyi çözdüğünüzü sandığınız anda hikâye yön değiştiriyor.