Ebru

Ebru
@Sciencebound
İnsanları genel anlamda seviyorum ama kimseye tahammülüm yok. Oğuz ATAY youtu.be/7BNPyW6oKXk?si=... #261761744 #211830142 #256704408
Bugün pek çok insan "alışkanlığım böyle" demez; "ben buyum" der. Alışkanlık kimliğe dönüşür. Eleştiri kişisel saldırı gibi algılanır. Oysa Gazali uyarır: Kalp uyanık değilse, amel alışkanlığa; alışkanlık ise körlüğe dönüşür. Alışkanlıklar dinleştiğinde, din görünmez olur. Geriye sadece tekrar kalır. Ve tekrar, sorgulanmadığında insanı ayakta tutmaz; yavaş yavaş uyutur. Gazali'nin bütün çabası, insanın bu uykudan uyandırmaktır.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Gazali'ye göre bilginin temel tehlikesi, insana güven duygusu vermesidir. İnsan bir şeyleri bildiğini düşündüğünde, artık sorgulama ihtiyacı azalır. Bu güven, çoğu zaman fark edilmeden kibre dönüşür. Bilgi arttıkça insanın kendini yeterli görme ihtimali de artar. Bu noktada bilgi, insanı hakikate yaklaştırmak yerine ondan uzaklaştırabilir. Çünkü bilgi, insanın nefsini besleyen bir araca dönüşür. Kendini başkalarından üstün gören kimse, ilmiyle aldanmıştır.
Alıntı
Gazali'nin rahatsız ediciliği de tam burada başlar. Çünkü o ne Farabi'yi ne İbni Sina'yı kolayca mahkum eder; ama okuru da rahat bırakmaz. Aklı yüceltir, ama ona secde etmez. Kalbi merkeze alır ama onu başıboş bırakmaz. Bu yüzden onun metinleri kesin cevaplar vermez; fakat doğru soruları ısrarla sorar. Ve bu sorular, aradan yüzyıllar geçse de hâlâ yakıcıdır.
Alıntı
Batı anlatısı felsefeyi merkeze alır ve onu bağımsız bir alan olarak görür. Din ise bu anlatıda çoğu zaman sınırlandırılması gereken bir güçtür. Gazali'de ise böyle bir ayrım yoktur. O felsefeyi dışlamaz ama onu mutlak da kılmaz. Dini bilgiyi savunur ama onu kör bir teslimiyet haline getirmez. Bu ara duruş, Batı anlatısında karşılık bulmaz. Çünkü bu anlatı net taraflar ister. Ya akıl vardır ya otorite. Ya özgürlük vardır ya dogma. Gazali ise bu ikilikleri kabul etmez.
Alıntı
Bilgi artmakta, itibar çoğalmakta, söz etkili olmaktadır; ama insanın iç dünyasında aynı derinlikte bir karşılık oluşmamaktadır. Bu farkediş, bir anda değil, yavaş yavaş belirir. Gazali'yi Nizamiye'den uzaklaştıran şey, dış baskılar ya da siyasi hesaplar değil; bilginin ahlaki ağırlığıyla baş edememe halidir. Öğreten ama yaşamayan, konuşan ama dönüşmeyen bir ilim anlayışıyla yüzleşir. Bu yüzleşme onu susturmaz fakat bulunduğu yerde kalamaz hale getirir.
Alıntı