Arka Sokaklar ve Müge Anlı izlemekten hoşlanıyorsanız beğenebileceğiniz bir kitap. Kötü değil ama beni pek kendine çekmedi. 200 sayfayı biraz zor bitirdim.
FiriştegânGökçe İspi Turan · The Roman Yayınları · 2020123 okunma
Romanın başlarında Kemal’e sinirlendim. Ortalarına geldiğimde Kemal’in takıntılı ve hastalıklı biri olduğunu düşündüm. Sonuna geldiğimdeyse Kemal, gözüme çok masum ve saf bir aşık olarak görünmeye başladı.
Aşkın bu kadar somut ve böylesine gözle görülür işlenmesini garip buluyordum. Bu kadar eşya?.. Nasıl bir aşka hizmet edebilirdi? Aşık olunan kişiyi eşyalarla nasıl bu kadar bütünleştirebilirdik? O eşyaları değerli kılan anılar değil miydi ve o anılar zaten zihnimizde yaşamıyor muydu? Bana göre aşk daha soyut olmalı, hislerde kalmalı ve böylesine hastalıklı hissettirmek yerine heyecanlı olmalıydı. Acı kısımları da olurdu elbet ama Kemal’in yaşadığı kadar ızdırap dolu ve yıllar süren takıntı hali, çok gerçek dışıydı. Bu yılları Kemal’e sürekli söylenerek okudum. Şimdi bunları yazarken aklıma Werther’in acıları geliyor.
Ama kitap bittiğinde Kemal’in hikayesinin bende çok naif bir his bıraktığını fark ettim ve Orhan Pamuk’un sanatını görmüş oldum.
Evet, anılar zihinde yaşar ama zihin unutabilir. Kaybettiğimiz bir sevdiğimizin eşyaları sıradan şeyler olmaktan çıkıp eşsiz ve kıymetli birer parça haline gelebilirler. Kemal ise bu eşyaların değerini zamanında anlamış, sevdiğini kaybetmeden eşyaları ve şeyleri kıymetlendirmiş.
Aşkı bir düşünüş biçimi olarak yorumlamış Orhan Pamuk. Herkesin aşkı yaşayışı, hissedişi, görüşü binbir türlü halde yansıyabilir. Tek bir aşk tanımı yoktur. Belki de Kemal’in hikayesinden çok daha farklı yaşanmışlıklar da vardır, aşkın sebep olduğu.
Kemal’in hikayesini okumak zordu ama değdi diye düşünüyorum. Üzerine tartışacak, yorumlarınızı paylaşacak bir yakınınız da varsa kitabı okuyan, bence çok şanslısınız.
Şimdi sırada müzeye gitmek var.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Kitabı pek beğenemedim. Bilimkurgu olduğunu, iyi tasarlanmış bir oyunun içinde geçeceğini düşünmüştüm ama hiç öyle değilmiş. Çok sıradan bir oyun. Yani kapsamlı bir tasarımı yok. Karakterlerle de ilişki kuramadım. Tamamen bir kovalamacayla geçti bütün kitap. Hiçbir gizem ögesi ya da kurgu başarısı olduğunu düşünmüyorum. Evet, kolay okunuyor ve az çok merak ediyorsunuz ama asla beklentimi karşılamadı.
Sobe ÖldünJ. C. Lane · Bilgi Yayınevi · 2018150 okunma
Beğenip beğenmemek konusunda kararsız kaldım ama net olarak söyleyebilirim ki beklentimin altında kaldı. Elbette yazarın başarısını eleştiremem ama daha farklı bir etki beklemiştim. Kitap boyunca büyücü Ged’in doğuş hikayesini ve kendi ortaya çıkardığı düşmanı olan adını koyamadığı bir gölgeyle arasındaki av-avcı durumunu okuyoruz. Ged; tüm yöreleri dolaşıyor farklı diyarlar geziyor, kahramanlıklar gösteriyor ama okuyucu olarak bu olaylar bana pek geçmedi. Ged dahil diğer tüm karakterlerle de aynı şekilde bağ kuramadım. 190 sayfayı zar zor bitirebildim. Belki serinin kalan kitapları daha iyi olur benim için.
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,4bin okunma
Tam olarak neden böyle bir roman yazılmış bilemedim. Yani bana hitap etmediğini düşünüyorum. Genelde kurgunun sonu bir yere varmasa da kitaptan edebi bir haz almışsam bu beni tatmin eder. Ancak ne anlatım dili olarak ne de kurgu olarak hoşuma giden bir roman oldu.
Karakterin yaptığı seçimlerde neye göre karar verdiği, motivasyonunun ne olduğu benim için havada kaldı. En azından kolay bir okuması vardı ve çok yormadı. Belki ana karakter ve çevresinde şekillenen karakterler üzerinde farklı bakış açıları ile düşünmeye çalışmak az da olsa keyif verebilir.