Zihnin açıkça kavradığı her şey
olanaklı bir varoluş tasarımını da kapsar, ya da başka bir deyişle, hayal ettiğimiz
hiçbir şey kesinkes olanaksız değildir.
Mazeretsiz olduğum için pişmanlık veya pişmanlık duymadığımdan dolayı pişmanlık duymamalıyım; çünkü var olmaya başladığım andan itibaren, dünyanın yükünü tek başıma yardımsız olarak taşıyorum, ne yaparsam yapayım, kendimi bu sorumluluktan koparamadan tüm sorumluluğu üstlendiğim bir dünya ile meşgul oluyorum.
Aslında, eylemimi talep eden güdülerin bilincinde olduğum gerçeğinden, bu güdüler zaten bilincimden aşkın nesnelerdir, dışarıdadırlar. Boşuna onlara tutunmaya çalışmıyorum. Varoluşum aracılığıyla onlardan kaçıyorum. Özümün ötesinde, eylemimin duygusal ve rasyonel güdülerinin ötesinde sonsuza dek var olmaya mahkumum: Ben özgür olmaya mahkumum.