İşte o noktada kafamdan gerçek anlamda bir ses çıktı. Şaka yapmıyorum duydum bunu. Bir patlama sesi, bir infilak sesi. O anda parçalandı bir şeyler eminim bundan. O zaman karar verdim işte, dedim anlamayacaklar, o yüzden anlatmayacaksın.
Ama elbette içmeyeceğim. İçersem kendimi tutamayıp bir Ahmet Kaya şarkısı açarım. Sonra göğsüm daralır, yüreğim kanar, ağlamaya başlarım. O devri kapattım.
Bana göre yaşanabilecek en güzel günler geçmişte, insanlara göre ise gelecekteydi. Hangisinin doğru olduğunu bilmiyordum. Bildiğim kesin olan tek şey vardı, o da o günlerin şimdiki zamanda olmadığıydı.
Boğulan balıklar varmış, bunu duymuş muydun? Tamamen suyun altında yaşamaya göre dizayn edilmiş olmalarına rağmen bir şekilde nefessiz kalıp ölüyorlarmış. Bence etraflarındaki balıkların hayvanlıklarına daha fazla dayanamadıkları için... Diğer balıklar sadece nereye geldiğinle ilgileniyor, oraya nereden geldiğine kimse bakmıyor. Birileri için üç kulaçlık yolları kat edebilmek adına solungaçların şişene kadar yüzmüş olsan da okyanus için bu hiçbir şey ifade etmiyor. Zor demiyorsun, kolay sanıyorlar Osman.