Seda birgülen

Seda birgülen
@Sdkmn
“…Buluştuğumuz günlerde doğal ve kendi gibi olmaya gayret ederdi.Elbette başaramazdı.Çünkü insan zorla kendi gibi olamaz.”doğal ol” buyruğu bize ister başkalarından ister kendi içimizden gelsin,buyruklar içinde en çelişkili ve en uygulanamayandır.” “…..Babamın mektubu büyük matematikçi John von Neumann’dan bir alıntı ile sonlanıyordu: “Eğer insanlar matematiğin basitliğine inanmıyorsa bunun tek nedeni hayatın ne kadar karmaşık olduğunun farkına varmamalarıdır”…
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·152 syf.··
2026 8. kitabı
Küçük yaşta epilepsi hastalığına benzer bazı belirtiler ve rahatsızlıklar yaşayan birinin ;boşanmış ebeveynleri ile sürdürdükleri tedavi süreci ile başlayıp,18 yaşına geldiğinde ,son kontrol için babası ile çıkmak zorunda kaldıkları kısa bir yolculuğun hikayesi Sessiz ,iddiasız ama kalbe dokunan bir anlatısı var.Aslında birbirlerinden uzak bu baba-oğul ;doktor tarafında özellikle uykusuz kalmaları istenince başbaşa 48saat geçirmek durumunda kalıyorlar. Büyük olaylar yok ,küçük ama dokunaklı anlar var.Bu yolculuk aralarındaji mesafeyi kapattığı gibi ,birbirleri hakkında hissettikleri önyargıları da yıkıyor. Aralarındaki dialoglar bazen derin ,bazen basit ve bazen de felsefik.Duygular bağırmıyor,dramatik çıkışlar yaşanmıyor.Herşey sade ve ölçülü . Baba/oğul ilişkisine,büyümeye,geçmişe yüzleşmeye dair çok şey söylüyor ama bunu sanki fısıldayarak yapan bir metin . Çok beğendim
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,966 okunma

Seda birgülen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.··
2026 8. kitabı
Gianrico Carofiglio
8.2/10 · 3.966 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 7. kitabı
İhsan Oktay Anar her eserinde olduğu gibi inanılmaz bir evren yaratmış .Çok yoğun bir dili var ve okuması kolay diyemem.Lakin o kadar zekice kurgulanmış ki bir labirentin içinde dolaşıyormuş hissi yaratıyor.Asıl hikayeye gelene kadar yüzlerce küçük hikayede dolaşmak zorunda kalıyorsunuz. Osmanlı’nın farklı dönemlerinde ;”baba/oğul/hayalet” şeklindeki üç farklı dönemde ,üç farklı zamanda yüzlerce olay bir şekilde birbirine bağlanıyor Onlarca karakter arasında “başrol”diyebileceğimiz “ihsan sait”karakterinin gelecekten aldığı bir mektupla birlikte gelen zeplin yapımı şemaları kullanarak bir zeplin inşa etmesi gibi bir sürü tuhaf ve fantastik olay var. Yedinci gün; tarih,mit ve hicvin ustalıkla birbirine bağlandığı çok acaip bir metin . Yedinci gün isminde tanrının dünyayı 6 günde yaratıp 7.günde dinlenmesi mitine gönderme yapılırken ,yani yaradılış fikrini merkeze alırken insanın iktidar,kibir ve anlam arayışını ironik bir dille sorguluyor. Absürd olanla felsefik olan öyle bir yanyana geliyor ki bir yandan gülümserken bir yandan tuhafa bir rahatsızlık duyuyorsunuz. İnanılmaz bir sembolizm girdabına nasıl çekildiğinizi asla anlamıyorsunuz ihsan oktay Anar çok özel bir yazar .“Puslu kıtalar atlası “ile kendisine aşık olmuştum. ONu ya çok seversiniz yada anlamadığınız için sevmezsiniz.Bu “anlamadığınız” kısmını ukala bir yerden söylemiyorum ve sevmeyeneleri asla küçümsemiyorum.Tuhaflığının altını çizmek ve yarattığı bu fantastik dünyalarda dolaşmak zor olduğu için söylüyorum. 500 sayfalık bir roman okumak bir maratonsa 240 sayfalık bir Anar kitabı okumak kesinlikle triatlondur
Yedinci Günİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20164,598 okunma