Seda birgülen

Seda birgülen
@Sdkmn
Puan vermedi·168 syf.··
2026 6. kitabı
Yedi yaşındaki oğullarını kaybeden bir anne babanın hüzün dolu hikayesi . Anne psikiyatri kliniğine yatarken baba bir süreliğine bir adaya taşınıyor. Bu kitap ;dış dünyadan çok iç dünyaya açılan bir kitap. Metin, bir ada fikrini coğrafi bir mekândan ziyade zihinsel ve duygusal bir sığınak olarak ele alıyor. Okudukça sanki bir yolculuğa değil de ,bir içe çekilmeye, bir durmaya kapılıyorsunuz.Bu anlamda kitap, anlatmaktan çok sezdiren bir dil kuruyor. Gillot’nun üslubu sade ama bu sadelik yüzeysel değil; aksine bilinçli bir arınmışlık hissi taşıyor. Metnin duygusal gücü , konu çok müsait olsa da büyük dramatik anlardan değil, küçük kırılmalardan, can yakan sessizliklerden ve ve derin boşluklardan oluşuyor .Kağıt kesiği gibi Yazar, insanın kendisiyle baş başa kaldığında neler icat edebileceğini — anılar, savunma mekanizmaları, hayali adalar — incelikle sorguluyor. Yalnızlık, kaçış ve aidiyet temaları egzotik bir “ada” romantizmine düşmeden, daha çok zihinsel bir coğrafya üzerinden işleniyor. Bu da metni duygusal açıdan çok yoğun bir hale getirmiş . Sonuç olarak oğlunu kaybeden bir babanın hissettikleri ile ilgili net cevaplar sunmuyor; aksine onun kendi adasını, kendi yalnızlığını ve kendi kaçış biçimlerini düşünmenize alan açıyor. Bitirdiğinizde akılda kalan şey olaylar değil, bir duygu hali,yas size de geçmiş gibi … Sessiz, hafif hüzünlü ama dürüst bir iç konuşma. Son derece beğendim ve çok hüzünlendim . Uyarmak isterim ki halihazırda bir yas süreci içinde olanlar için tetikleyici olabilecek sahneler var .
Bir Ada İcat EtmekAlain Gillot · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024764 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·224 syf.··
2026 5. kitabı
Nev-i şahsına münhasır kütüphane görevlisi bir kadının ,kendine danışanlara mutlaka istediklerinden farklı ve alakasız görünen bir kitap daha vererek hayatlarına dokunması eksenine oturmuş tatlı bir roman . Roman, kütüphaneyi yalnızca kitapların saklandığı bir yer değil; yönünü kaybeden ruhlar için sessiz bir pusula olarak konumlandırıyor. sade ama bilinçli bir dili var ,Japon edebiyatının o tanıdık dinginliğini taşıyor: abartıdan uzak, küçük ayrıntılarda derin anlamlar kuran bir anlatı. Karakterlerin her biri, aslında hepimizin farklı bir versiyonu. Hayatından memnun olmayan ama neyin eksik olduğunu da tam tarif edemeyen bu insanlar,kütüphanecinin beklenmedik kitap önerileri sayesinde kendileriyle dürüst bir yüzleşmeye davet ediliyor. Kitabın en eğlenceli yanı da burada başlıyor: Aradığını sanmadığın bir kitap, sana hiç beklemediğin bir soruyu sorabiliyor. Bu roman büyük laflar etmiyor, dünyayı kurtarmaya çalışmıyor;Okurunu yormadan düşündüren, gülümseten bir metin. Aradığın Şey Kütüphanede Saklı, kişisel gelişim kitaplarının yüksek sesli vaatlerinden sıkılanlar için, sessiz ve naif bir yönlendirici . Okumq durgunluğu yaşayanlar için önerebilirim çünkü hiç yorucu değil.Edebi yada felsefi derinlikli bir doyum bekleyenlere uygun olmayabilir . Bir önceki kitabım gönül yorgunluğu verdiği için biraz soluklanmak için seçmiştim ,dolayısı ile benim ‘şu zaman” ım için uygundu.
Aradığın Şey Kütüphanede SaklıMichiko Aoyama · Domingo Yayınevi · 20244,667 okunma

Seda birgülen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.··
2026 5. kitabı
Michiko Aoyama
8.1/10 · 4.667 okunma
Alıntılar “Yazıyorum,çünkü bana bir cümleye asla çünkü ile başlamamamı söylediler.Ama ben bir cümle kurmaya değil özgürleşmeye çalışıyordum.Çünkü özgürlük avcıyla avı arasındaki mesafeden başka bir şey değilmiş” “Bazı insanlar tarihin hep zannettiğimiz gibi bir çizgi olarak değil de sarmal şeklinde ilerlediğini söylüyor.Zaman içinde dairesel bir güzergah izleyerek seyehat ediyoruz,merkeze olan uzaklığımız artıyor ve sonra yeniden azalıyor,aradan bir halka eksiliyor…” “Anne; bir seferinde bana hazfızanın bir seçim olduğunu söylemiştin.Ama tanrı olsaydın.onun bir sel olduğunu bilirdin.” “O ana kadar beyaz bir çocuğun kendi hayatında herhangi bir şeyden nefret edebileceği aklıma gelmemişti.Onu,bu nefretten yola çıkarak,her yönüyle tanımak istiyordum.Çünkü seni gören birine vereceğin şey budur,diye düşünüyordum.Nefretine bodoslama yaklaşırsın ve o insanla yüzleşmek, o insanın içine girmek için ,o nefretin üstünden aşarsın,köprü gibi “ “…Bazen ,aldırışsız olduğum zamanlarda,hayatta kalmanın kolay olduğunu düşünüyorum:Elindekilerle yada kısmetine düşmüş olanlardan geriye ne kaldıysa onlarla yola devam ediyorsun sadece,ta ki bir şey değişene ya da nihayet yok olmadan da değişebileceğini,tek yapman gerekenin fırtına geçene kadar beklemek olduğunu idrak edene ve -evet- isminin hala yaşayan bir şeyin ismi olduğunu anlayana kadar ..” “….şayet öyleyse bile,neden olmasın ki?Belki de aynalara yalnızca -ne kadar aldatıcı olursa olsun-güzellik aramak için değil,-gerçeklere rağmen- hala burada olduğumuzdan emin olmak için bakıyoruzdur.İçinde hareket ettiğimiz avlanmış bedenin henüz yok edilmediğinden,kazınıp silinmediğinden emin olmak için .kendini hala kendin olarak görmek,yok sayılmamış insanların bilemeyeceği bir sığınaktır “ “Hiçbirşey sonsuza kadar sürmez diyorlar ama
Puan vermedi·256 syf.··
2026 4. kitabı
Kesinlikle klasik bir roman gibi okunmuyor;daha çok kırık dökük hatıralardan ,şiirsel cümlelerden ve sessizliklerden oluşan bir iç monolog gibi ilerliyor.Dili son derece zarif ama bir o kadar da acımasız ve dürüst.Bazen bıçaklanıyorsunuz ve bıçak girdiği yerde ağır ağır çevriliyor gibi .Bazı sayfalarda durup nefes almak gerekiyor içinizin sıkıntısından. Yazarın annesine yazmış olduğu bu mektubun annesi tarafından artık asla okunamayacak olması başlı başına sarsıcı. Göçmenlik ,savaşın mirası ,yoksulluk,eşcinsellik ve aile içi şiddet gibi ağır temalar;yazarın şiirsel anlatımı sayesinde çok derin bir hüzünle aktarılıyor.Dramatik değil de sahici gibi daha çok .. Herkese hitap eden ,akıcı bir roman bekleyenler için zorlayıcı olabilir.Çünkü olaydan çok duyguya,açıklamadan çok sezgiye yaslanıyor.Kimi şiddet sahneleri ve eşcinsel deneyimler bazıları için rahatsız edici olabilir.Zorlayıcı çünkü ,olaydan çok duyguya ,açıklamadan çok sezgiye dayanıyor. Ancak sabırla okunduğunda,insanın kendi kırılganlıklarına o bahsettiğim bıçağın ucuyla dokunuyor resmen. Kitap bittiğinde “sevdiklerimizi gerçekten anlayabiliyor muyuz?” Sorusu aklımdan çıkmadı. Bu roman sadece güzel olduğu için değil,yaralayıcı derecede gerçek olduğu için etkileyici . Aşırı beğendim .
Yeryüzünde Bir An İçin MuhteşemizOcean Vuong · Harfa Yayınları · 2020594 okunma