Onlar mücerret ilmin kendilerini kurtaracağını ve bildikleri ile amel ve hareket etmekten müstağni olduklarını sanırlar.
İşte bu feylesofların batıl yoludur.
"Allahu zülcelal'in kulundan yüz çevirmesinin alameti o kulun boş şeylerle uğraşmasıdır. Bir kimse yaratılışının hikmeti olan kulluktan başka bir işle ömrünün bir saatini geçirecek olursa kıyamet gününde muhakkak ki hüsrana ve iflasa hak kazanır."
İlk defa tanıştığım yazarın kalemiyle bu sefer farklı bir okuma rutini yaptım. Normalde gün içerisinde ara ara okuma yaparım. Ama bu kitabı birkaç istisna dışında uykudan önce sadece bir iki bölüm okuyarak ilerledim.
Kitabın türü roman olsa da mektup formunda yazılmış. Kitabın sonunda mektup değil de sayfa sayfa doldurulan bir defter okuduğumu öğrendim.
Taya'ya yazılmış satırlar...
Taya kimdi, ne demekti, sözlükten bakıp öğrendim. Kim taya'ya niçin, ne yazmak istemiş?
Bazen taya bendim. Bazen taya'ya yazan ben.
Yazmak isteyen ben, bana yazılmasını isteyen yine ben. Belki de ortada ne yazan vardı ne de kendisine yazılan...
Nasıl bir kitap sorusuna verebileceğim cevap "uyku öncesi tatlı bir kitap" olacak. Samimi üslûbuyla arada tokatlayan vurucu mesajlar vardı kitabın içindeki defterde. Yazarın diğer kitaplarına da göz gezdirdim.
Nasip olursa okumak istiyorum.