"Ne zaman bir iş adamının servisten, hizmetten söz ettiğini duysam, acaba kim düzülüyor diye meraklanırım. Ticaret hayatına atılanlar yalan söylemeye, hile yapmaya mecburdur. Ama buna başka bir isim takarlar. Önemli olan odur. Sen gidip o lastiği çalarsan hırsız olursun. Ama o herif yırtık lastiğe karşı senin dört dolarını çalmaya kalkıyor, adı da ticaret oluyor."
Walter Benjamin'in "monomanyağın sürekli kendisiyle uğraşan bilincini otobiyografik bir yapıtta bir araya getiren tasarlanması imkânsız bir sentezin ürünü" şeklinde de bahsettiği, Marcel Proust'un Kayıp Zamanın İzinde isimli 7 ciltlik romanından bir bölüm: Kıskançlık.
Jean Teulé'den bahsederken her tasvir metodunu sevemediğimden bahsetmiştim. Şimdi de diyorum ki lütfen Dansa Davet okuduktan sonra Proust'un Kıskançlık anlatımına geçiniz; ne demek istediğim pek iyi anlaşılacaktır. Marcel Proust'un gözlem ve analiz gücüne, eğer biraz da uzun ve kompleks cümleler manyağı iseniz hayranlıkla şahit olacaksınızdır. Şunu slogan yapabiliriz aramızda: Betimlemenin sadece en iyisi vardır. Diğerleri birkaç yazı çalışması, alın teri, yazarlık denemeleri...
Bir kadın olarak, Proust'un "kadın" ile ilgili kimi analizinin zoruma gittiğini söyleyemeyeceğim çünkü gözlem ve analiz gücü iyi olan tek kişi Proust değil.
KıskançlıkMarcel Proust · Can Yayınları · 20202,657 okunma