"Arada bir uzaklardaki ıssız dağlara, bu dağların eteklerindeki köylere bakıp babamın vaktiyle bu dağ köylerinde ne aradığını, neden bir ömür boyu şehirlerden uzak durup yüzünü bu köylere döndüğünü anlamaya çalışıyordum."
"Çok geçmeden genç âşıklardan biri elinde bir tepsi, bekleme salonundaki herkese çay getirdiğinde çayı içemediğimi fark ettim. Hayatın normale dönmesini, herkesin o sıradanlığa dönmesini hazmedemiyordum galiba. Babam içeride yatarken bir şeyler yiyip içmek, başka insanlarla laflamak ağır geliyordu."
...
"Babam uzaklardayken, varı yoğu belirsiz bir türküden ibaretken daha güzel kavga ediyordum onunla. Çünkü bir babanın kendisiyle değil, hatırasıyla kavga etmek her zaman daha kolaydı, belki de daha zor, kim bilir."