"Ne var ki insan ölürken en çok hayallere geç kalıyordu.Vakit dar daralınca bütün kolaylar zorlaşıyor,mümkünler imkânsızlaşıyordu.Böyle düşündükçe büsbütün gönül koyuyordum kendime.Ruhun büyük mesafeler kat etmesine vesile olacak ufacık adımları atmayı akıl edebilmek için,ille de ölmek üzere olmak mı gerekiyordu?"
Gerçi,kırılan bir ayna yapıştırılsa mesela,kırılmamış haliyle bir tutulabilir miydi?Biz ona her baktığımızda paramparça görmez miydik kendimizi?Emin değildim.
"Ezelde seninle ilgili olarak ne hüküm verildiğini bilmediğin halde nasıl böyle gülebiliyor, eğlenebiliyor ve basit dünya nimetleri ile oyalanabiliyorsun, şaşılır sana doğrusu?"