Bu kitabı okurken içimden dedim ki sanat sanat içinmiş sanat benim için değilmiş. Kitapta 3 farklı hikaye anlatılmakta ve bence en güzeli paltoydu. Ben reailst bir insan olmamama rağmen bu kadar gerçekdışılık benim için bile çok fazlaydı. Burun hikayesini okurken bir ara yok ya ben rüya görüyorum ya da kitabın bir bölümünü atladım diye düşündüğüm oldu. Palto ve bir delinin hatıra defterindeki gerçekdışılık bu kadar çok olmasa da yine de fazlaydı. Kitap ile ilgili pozitif yorumlarım ise kitabın bir sonraki sayfasında asla ne yazacağını tahmin edemeyişiniz, hikayelerin hiç sıkmadan bitmesi ve hiyerarşi çok net bir şekilde aktarılması. Ek olarak bence bu kitabın tiyatrosuna gitmedim ama çok yakın bir zamanda gitmeyi düşünüyorum, tiyatro olarak çok eğlenceli olacağını düşünüyorum.
Bence kitaptaki en etkileyici mesaj; kötülük baş gösterirken ona karşı koymayan herkes suçun bir parçası haline gelir. Bir diğeri öne çıkan şey ise ütopyadan distopyaya dönüşme adımları olurdu. Anlatım olarak Zülfü Livaneli çok sade ve akıcı bir üslup kullanmış. Kitapla ilgili negatif eleştirim bir tek olayların çok tahmin edilebilir olmasıydı, ben her bir bölümü okurken bir sonraki bölümde neler olacağını biliyordum. Sonuç olarak herkesin keyifle okuyacağını düşündüğüm, mesajların net olduğu güzel bir eser.
Biz insanlar sınırlarımızı bilmeden kendi aklımızı beğeniyoruz, öğrenmiyoruz, akıllanmıyoruz. Her şeyi anladığımız zaman da genellikle iş işten geçmiş oluyor.