İçim kan ağlarken gülmeye, şarkı söylemeye, ıslık çalmaya başlıyordum. O kadar ki, kalbim, nihayet bu neşenin yalanına inanıyor, suya konan kuru çiçekler gibi titreye titreye canlanmaya başlıyordu.
İçimdeki hissizliğin ne kadar ilerlediğini ilk defa idrak ettim. Hiçbir yere tutunmadan hiçbir yere kök salmadan öylece akan suyun üzerinde kayıp gidiyordum. Henüz çürümenin vermiş olduğu o kötü koku beni sarmamış olsa da kurtuluşu olmayan bir donukluk, dehşet verici soğuk bir hissizlik bedenime yerleşmişti ve gerçek fiziksel ölümün, çürümenin dışarıdan görüldüğü noktaya gelmiştim.