“İnsan kendini bilmeye, etrafını saran boşluğu fark ettiği an başlar. Adını koyamadığı bu boşluğa tırnaklarını geçirir. Onu eksiltmediğini, yok edemediğini anlayınca direnmekten vazgeçer ve çevresini eşyalarla, türlü uğraşlarla, ilimle, sanatla doldurmaya çabalar. Bir süre sonra anlar ki bunca şeye rağmen başını döndüren boşluk aslında dışında değil, içindedir.”
“Babasının taş kesilmiş göz kapaklarına dokununca ölümün gerçekliğiyle birlikte yeryüzünde yapayalnız kalmış olduğunu hissetti. Toprağına düşememiş, iki taş parçası arasında kuruyup kalmış bir tohum gibi yalnızdı artık. “