Hiçbir şeye sahip olmadığımız, olamadığımız bir dünyanın varlığını gözler önüne seren;
bir tarih, bir saat diliminden öte…
En çok da bekleyişler, belkiler, ümit-sizlik, hiçlik…
Kalabalıkların arasında sık sık şunu tekrarlıyorum. Artık bilen birisi yeterince yüksek bir yere çıkıp bize kör, sağır, dilsiz ve hissiz olduğumuzu söylesin.
Duygular oluşmuyorsa ne işe yarar duyular;
Hissiz olduktan sonra kör, sağır, dilsiz olmasak ne çıkar?
Hissedebilmek, anlayabilmek, kavrayabilmek ümidiyle…