Sefe Demirel

Sefe Demirel
@SefeDemirel
Kalbim bir sonbahar yaprağı İlkbaharda halen kaybolmamış bir küçük yaprak Toprağın kabul etmediği, rüzgarın fazlaca sahiplendiği... Yaz gelecek ve kalbim yeniden canlanmak için nefes alacak. Hangi nefes yeniden diriltir bilmem, sararmış bir yaprağı. Hangi kudretli yağmur can verir. Bir yaprak misali dolandım mevsimlerde Her mevsim başı dualar etmeye başladım Yeniden yeniden kalbimin aydınlanması için Her yağmuru, bir kabul bildim sessiz ömrüme Her güneşin doğuşuna sevinçle "Merhaba!" dedim. Daha ne kadar gezerim mevsimleri bilemem Nasıl beklerim hiç bilmiyorum Umuda dair de yitirdim güzel düşleri Biliyorum hiç olmayacağım güneşin doğduğu ufuklarda Olmak istemediğim duvarlar ardında karanlıktayım. Yaz gelir mi? Gelse de görür müyüm duvarın ardındakileri bilemem. Aslında hiçbir mevsimin anlamı yoktu. Mutluluğun adı hiçbir mevsimde değişmedi. Acının da rengi, adı, şanı hep aynıydı. Anladım mevsimleri beklemek sadece bir yol idi. Ve ben bu yolu kendimce yürüyecem Adsız, sansız bir umut kumkuması olarak. Anladım çünkü baharı beklemek değildi mesele Mesele hayatın sana getirdiğiydi Ve ben hayattan birçok alacağımı alamadan, Her mevsimi doya doya yaşamadan gideceğim Bugün bana yarını fısıldadı... (DilanDlz)
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ben size ne yaptım Çağrı mı, armağan mı, ceza mı Ne vardı böyle karşıma geçecek Ben ne yazılar ne çizgiler yitirdim hatırlamadım Ne var ki sizinki onlar gibi gitmeyecek Artık olan oldu Gitmeniz gitmeseniz bir Ben de düş kursam da kurmasam da Aklıma yüzünüz gelecektir Ben size ne yaptım,  Ne kötülüğüm dokundu size İnanın - hoş niçin inanacaksınız- Sizi şu ana kadar tanımazdım İnanmak, bilmek yakışmaz size Karşıma çıkmayacaktınız. Karşımda bir resim gibi şimdi Kurmadığım düşlerin çizdiği, siz Hem gözüme hem düşünceme  Çakılıp kaldınız Renklerinize ve biçimlerinize Düş dışı gerçeklerin çizdiği siz Beni benden çıkardınız Beni benden aldınız Göz görmeye-görmeye Bir uzağa bıraktınız Kendime dönmeye artık çok geç (Özdemir Asaf)
İki şehri var gecenin, biri gözümde tütüyor, birinin dumanı üstünde yağmur  gibi çöken siste, bana bu uykusuz şehri niye bıraktın, göze alamadığım bir şehrin yerine bütün şehirlerdesin,  gece değil istediğin hayli karanlık bakışlı bir şehrin gözleriyle çarpışmak  hevesindesin! Gözlerini anlıyorum henüz bağışlayabileceği gözleriyle çarpışmadı kimsenin;  gözlerimizi uzaklıklar değil ki yalnız göze alamadığımız yakınlıklar da acıtır,  ve gözleri ancak gözler bağışlayabilir,  öyle acıyor ki gözlerim kim bağışlayacak,  sis değil, uykusuzluk değil, iki uzak şehir gibi ayrılıktan kavuşmuyor gözlerim:  Biri hepimizle gözgöze gibi hala uykusuz,  biri sis içinde kirpiklerine kadar açık,  bu sessizliği kim bıraktıysa, göremiyorum konuşkan gözlerinde tek sözcük bile,  gözlerimiz birbirine değmiyor gecenin iki şehrinde Kimsenin kimseye gözü değmiyorsa şiir niye? (Haydar Ergülen)
Bu dünyadan yalanı, ikiyüzlülüğü, uçarılığı, kendini beğenmişliği hiç tatmadan ayrılmak kuşkusuz en bilgece şey olurdu; en azından, son soluğunu bunlardan tiksinmiş olarak vermek, şanssız bir deniz yolculuğundan sonra acîl manevra yapmak gibidir. Yoksa kötülüklerine bağlı kalmayı mı yeğliyorsun, deneyimin seni bu belâdan kaçmaya razı etmedi mi hâlâ? Çünkü zihnin bozulması, bizi kuşatan havanın bozulmasından, kirlenmesinden daha ciddi bir vebadır: o veba salt hayvanları etkiler, bu ise insanlığımizi ortadan kaldırır.
Sayfa 123