Olmayan şeyleri varmışlar gibi düşünme, varolan şeyler arasında en hoşuna gidenleri seç, eğer olmasalardı, onları nasıl isteyeceğini düşün. Ama sahip olmaktan mutluluk duyduğun şeyleri aşırı değerlendirmemeye alıştır kendini; yoksa bir gün onları yitirirsen sarsılırsın.
Sarılığa yakalanmış olanlara bal acı gelir, kuduz olanlar sudan korkar, çocuklar için top güzeldir. Niçin öfkeleneyim, öyleyse? Yanlış düşüncelerin insanlar üstünde; ödün, sarılığa yakalanmış ya da zehrin kuduz köpek tarafından ısırılmış kişiler üstündeki etkisinden daha az mı etkisi olduğunu sanıyorsun yoksa?
El bir elin; ayak bir ayağın işini gördüğü sürece, onların ağrıması doğaya aykırı değildir. İnsan için de, acı, insana özgü bir çabadan kaynaklandığı sürece doğaya aykırı değildir; doğaya aykırı olmadığı için, kötülük de değildir.
Ne çok hekimin, hastalarının başında kaç kez kaşlarını çattıktan sonra kendilerinin de öldüklerini; kaç yildizbilimcinin, başkalarının ölümlerini, ölüm çok önemli bir olaymış gibi, önceden haber verdikten sonra; kaç filozofun, ölüm ve ölümsüzlük üstüne sayısız tartışmalardan sonra; kaç kahramanın yığınla insan öldürdükten sonra; kaç zorbanın, kendileri ölümsüzlermiş gibi, güçlerini korkunç bir kıyıcılıkla yaşam ve ölüm üstünde kullandıktan sonra; kaç kentin bu sözcüğü kullanabilirsek, ölüp gittiğini hep göz önünde tut: Helice, Pompei, Herculanum ve daha sayısız birçok kentin.