Ragıp Sefa Sarı

Ragıp Sefa Sarı
• φιλοσοφία, philosophy, Felsefe Kur’an, 41/33
Solucanın (apendisk) -halk arasında apandis -modern insan içın bir önemi yoktu. Zaten bilim tarihine baktığınızda, anlayamadığı meseleleri açıklamakta zorlanan bilim insanlarının, topu evrimsel sürece atmaları çok geçerli bır taktık olmuştur hep. Söz konusu binlerce yıllık bir mevzu olduğunda meseleyi yorumlamak, nedense daha kolay bir hal almaktadır. Bu mantıkla bizde herhangi bir işe yaramayan bir parça tabii ki de atalarımızın aktif kullandığı bir yapı olabi-lirdi. Söz konusu binlerce yıl olunca neden olmasın ki zaten. Günümüzde bile olayın hâlâ böyle olduğunu düşünen insanlar olsa da aslında apendiks düşünüldüğü gibi işe yaramayan bir yapı değildir. Apendiksin hem fetüste hem de yetişkin bireyde önemli rolleri bulunmaktadır. Anne karnındaki gelişimin 11. haftasında insan fetüsünde apendiks bölgesinde bazı endokrin hücrelerin bulunduğu saptanmıştır. Bu hücrelerin ürettiği hor-monların, vücudun iç düzenindeki dengeyi sağlamada önemli rol oynadığı gösterilmiştir. Ayrıca bu yapının lenf sistemiyle iyi bir iletişim içinde olduğunu gösteren çalışmalar da bulunmak-tadır. Bazı beyaz kan hücrelerinin bu bölgede olgunlaştığı dü-şünülmektedir. Özetle, apendiks bağışıklık sistemiyle oldukça yakın bir ilişki içerisindedir.” Serkan Karaismailoğlu/Beyinde ararken Bağırsakta Buldum s,130 132- Elma Yayınları
Elma Yayınları
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Lütfen unutmayın, mutluluk sizinle ilgili bir kavramdır, sahip olduklarınızla değil.O nedenle, insanlık olarak her şeye sahip olma, her şeyi satın alma sevdasından vazgeçmek, hem kendi mutluluğumuz hem de üzerinde yaşadığımız gezegenin mutluluğu açısından çok büyük bir adım olacaktır. Zira dünyadaki en önemli problem, bazı insanların her şeye sahip olma açgözlülüğüdür. Ama unutmamak gerekir ki doğa, tüm insanlığın ihtiyaçlarını karşılayabilir ama açgözlülüğünü asla karşılayamaz. Kendisi için yeterli olanla yetinmeyip sürekli ama sürekli büyüme güdüsü doğaya uygun bir güdü değildir. Hırs ve ihtirasın kısır döngüsünde sürekli büyümeye çalışanlara Edwin Abbey' in o güzel sözünü hatırlatmak isterim: Büyümek için büyümek, bir kanser hücresinin ideolojisidir. (Serkan Karaismailoğlu/Beyinde Ararken Bağırsakta Buldum )
“Platon ve Aristo günümüz biliminin verilerine sahip olacak kadar şanslı değillerdi. Onların yaşadığı süreçte Kopernik, Kepler, Galileo Newton süreci yaşanmamıştı ve onlar, Einstein gibi bir mirasa da sahip değillerdi Ayrıca Hubble teleskobu, Doppler etkisi Fraunhofer çizglleri gibi gözlemsel astronomi için gerekli alt yapılar da o dönemde mevcut değildi. Görüldüğü gibi felsefe ne kadar yüksek düzeyde yapılırsa yapılsın, eğer kendisinden önce bilimsel mirasa, teknoloji ürünü gözlem araçlarına ve deney koşullarına sahip değilse eksik kalma ve yanlışa sapma tehlikesiyle Eski Yunan'in felsefecilerinin sahip olmadıkları,bu miras, felsefelerindeki yanlışların en önemli nedenlerinden biri olmuştur O dönemin biliminin yetersizlikleri kadar, buna paralel olarak o dönemin bilim ve felsefe dilindeki eksikliklerde onların felsefesindeki yanlışların ve kargaşaların sebebi olarak görülmektedir.” Caner Taslaman / Big Bang ve Tanrı, (İstanbul Yayınevi, 2014 - sayfa,157
Sayfa 157 - İstanbul Yayınevi
“Sonuç olarak, kimi genetik adaptasyonlari-mizin çagdas hayata çok iyi adapte olmadigi düsünüle-bilir. Örneğin avcı-toplayıcılar, bulduklarinda bal gibi sekerli yiyeceklerden edinebilecekleri en büyük faydayı saglamaya çalsirlar, oysa modern dünyada her yerde rahathikla bulabilecegimiz sekerli yiyecekleri genetik olarak sevme yatkinliginin obeziteye neden olacagi düsünülmektedir.” Peter K. Smıth/ Ergenlik, Türkiye İş Bakası Kültür Yayınları, s.3
“Teşhir toplumu bir kültür değişimiyle bedenleşmektedir.” İslam Can & Ejder Ulutaş, s.10, Ketebe Yayınları
Sayfa 10 - Ketebe Yayınları