Ragıp Sefa Sarı

Ragıp Sefa Sarı
• φιλοσοφία, philosophy, Felsefe Kur’an, 41/33
"Günümüz kültürünü niteleyen şey hiperkültürelliktir. Hiperkültürellik belirli tarihi, sosyokültürel, teknik veya medyayla ilgili süreçleri şart koşar. Ayrca özel bir zaman ve mekan tecrübesidir, eskiden olmayan özel bir kişilik oluşumuna ve algıya ilişiktir, Bu bakımdan ne Yunan ne Roma ne de Rönesans kültürü hiperkültüreldir." Hiperkültürellik bugünün fenomenidir." Byung -Chul Han || Hiper -Kültürellik, S,62 -Ketebe Yayınları
Sayfa 62 - Ketebe Yayınları
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Britanyalı etimolog Nigel Barley bir defasında şu tahmini dile getirir. "Geleceğin gerçek anahtarı, kültür gibi temel kavramların var olmayı kesmesidir. ••Byung -Chul Han / Hiper -Kültürellik - Ketebe Yayınları
﴾90﴿ Dediler ki: "Sen bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız." ﴾91﴿ "Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; içlerinden de çağıl çağıl nehirler akıtmalısın." ﴾92﴿ "Yahut -iddia ettiğin gibi- göğü üzerimize parçalar yağdırmalısın veya Allah’ı ve melekleri şöyle karşımıza getirmelisin." ﴾93﴿ "Veya altından bir evin olmalı; ya da göğe çıkmalısın. Bize okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece oraya çıktığına da asla inanmayacağız." De ki: "Rabbimi tenzih ederim! Ben elçi olan bir beşer den başka neyim ki. ﴾94﴿ Kendilerine rehber geldiğinde insanları iman etmekten alıkoyan şey, “Allah elçi olarak bir insanı mı gönderdi” demelerinden başka bir şey değildir. ﴾95﴿De ki: “Yerde yerleşip yürüyenler melekler olsaydı, elbette biz de gökten onlara elçi olarak melek indirirdik.”
"Temel anayasası homeostaz üzerine kurulu bir bedende sadece haz ve gazdan oluşan bir fizyoloji sürdürülebilir değildir. Haz olması için acı olması lazım. Tokluk hissine kavuşmak için açlık olması lazım. Özetle, beyazın mükemmelliğini anlamak için ara sıra siyahın içinde yaşamak lazım. " Karaismailoğlu/ Kalk Bir Dopamin Demle, S,71, Elma Yayınları
Sayfa 71 - Elma Yayınları
Çok ünlü/zengin kişilerin sürekli hissettikleri mutsuzluğa altında yatan en önemli dinamiklerden birisi çevresindeki tüm koşullar bu kişileri acıdan, emek harcamaktan yorulmaktan uzak tutmaya çalıştığında dopaminin klasik dengesinin sağlam bozulur. tıpkı Her şey dahil otelde asla açlık duymayan kişiler gibi hayatı yaşamak zorunda kalırlar. Bu ince detayın farkında olmadıklarından sürekli yeni haz kaynakları arayıp dururlar. Oysa asıl ihtiyaç duyulan bizzat "acının kendisidir." yani yemeğin tadını duyabilmek/alabilmek için açlık şarttır. Bu kısır döngüye girmek için illa Zengin ya da ünlü olmanıza gerek yok. günümüz şartlarında hayatın kendisi artık açık büfeye dönüşmüş durumda. sosyal medya teknoloji hem her yerde ağzımıza bir lokma Haz sokuşturduğundan bir türlü acıkamıyoruz. Bu yüzden derinlerde bir yerde bu kadar mutsuz hissediyoruz." Karaismailoğlu/ Kalk Bir Dopamin Demle, S,76 Elma Yayınları
Sayfa 76 - Elma Yayınları