Vaktiyle bir delikanlı yaşardı. Gönlü her güzele düşen Karacaoğlan ruhlu biriydi. Gittiği her yerde o da tıpkı Karacaoğlan gibi bir güzel sever, ona şiirler yazar, aşkından yanardı. Her sevdiği kızı geride bırakır, gittiği yere sadece aşkını götürürdü. Kimi zaman güler, kimi zaman ağlar, kimi zaman da kendinden geçerdi. Aşk acısını o kadar büyük yaşardı ki acıdan bir deri bir kemik kalırdı. Her aşktan geriye şiirler, uykusuz geceler, pişmanlıklar, hüzünler, kederler, acılar kalırdı. Tüm bunlar her ne kadar onu olgunlaştırsa da o yine her yeni aşkta eski hatalarını tekrarlar, layık olmayana aşkını sunar, aşkının değerini bilmeyen biri için yine acı çekerdi. Gençlik yılları hep aşkla geçmiş, sayfalar dolusu şiirler yazmış, gönlünde nice sevdalar biriktirmiş, ancak doğru insana hiç denk gelmediği için sevdaları hep yarım kalmıştı.
Sayfa 57 - Alter Yayınları