Selda Aykanat

“Toprağın üstünde yaşamaları gerek. İşte sorunun başlangıcı da bu; çünkü varolan sistemde halkın çoğunluğunun aslında ülkemizde yaşamaya halkı yok! Varolan sistemde bu ülke sadece birkaç kişiye ait, …. Günün birinde canları isterse ve bunu göze alabilirlerse, varolan sistemdeki bu birkaç kişinin kendilerinden başka herkesi ülkeden kovmaya hakkı var. ……… Azınlığın çalışmadan zevku sefa içinde yaşayabilmesi için, çoğunluğun çok çalışıp yoksulluk içinde yaşaması gerekir ve çoğunluk genellikle budalalardan ibaret olduğundan, onlar ülkemizin sahiplerine kira borçlarını ödeyebilmek amacıyla ömürlerini sonu gelmek bilmeyen bir kölelik ve mahrumiyet içinde geçirmeyi kabullenmekle yetinmezler, ayrıca böyle davranmak zorunda kalmalarının hakkaniyete uygun olduğunu söylerler ve ülkemizde kalmalarına izin verdikleri için azınlığa minnet duyarlar.
Sayfa 159·Kitabı okuyor
Reklam
Bu dünyadan birlikte göçmemiz benim en büyük yakarım, en büyük özlemimdir. Bu özlem yeryüzünden hiç silinmeyecek, zamanın tükendiği noktaya dek her seven kadının yüreğinde sürüp gidecektir. Benim adımı taşır bu Özlem. ………… ….onsuz yaşamak, yaşamak sayılmaz bence. Nasıl dayanırım böyle bir şeye? Bu yakarışım da ölümsüzdür, soyumdan gelenler sürdükçe bu da sürecektir. İlk kadınım ben, son kadında da var olacağım.
Sayfa 47·Kitabı okudu
“Sen yoksulluk denince ne anlıyorsun , peki?” Diye sordu Easton. “İnsanlar medeniyetin nimetlerinden faydalanamıyorsa, yani hayatın gereklerinden, konforundan, zevklerinden ve inceliklerinden, kitaplardan , tiyatrodan, resimden, müzikten, tatilden, seyahatten, iyi ve güzel evlerden, kaliteli giysilerden ve leziz yiyeceklerden mahrumsa, ben buna yoksulluk derim,”
Sayfa 23·Kitabı okuyor
… kendime ne o zaman ne de sonra itiraf edebildiğim bir hayal kırıklığı; oysa bir kadının duyguları, söze dökmeden ve bilincinde olmadan da her şeyi bilir.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır.
Reklam