Bütün ailede uyandırdığım tiksintiyi gördüm, kendime karşı korkunç bir güvensizlik duydum, bir kat daha içime kapandım. Bir kar daha yağımış, ruhuma serpili tohumların yeşermesi biraz daha gecikmişti.
Çocuklar arasında bir anlaşma vardır, bu sayede suçlarını gizlerler, bu da onlara daha o günden şerefin ne demek olduğunu öğretir; benim için böyle bir şey yoktu.
İnsanın yaradılışına göre, korkudan titreme alışkanlığı sinirleri gevşetir, korkuyu yaratır, korku da insana boyun eğdirir. İnsanı yozlaştıran, ona bilmem nasıl bir kölelik aşılayan zayıflık işte buradan gelir. Ne var ki bu bitmez-tükenmez işkenceler beni bir güçlülük gösterisine alıştırdı, bu güçlülük de işlendikçe arttı, ruhumu manevî dirençlere hazırladı.
Karşılık görmeyen duygular kimi ruhta hınca dönüşürse de benim ruhumda yoğunlaştılar, kendilerine yatak kazdılar, daha sonra da oradan hayatımın üzerine fışkırdılar.