Şu en duygulandırıcı ağıdı gözyaşlarıyla beslenmiş hangi körpecik kabiliyetli yazar bir gün yazacak, kökleri ancak aile toprağındaki sert çakıl taşlarına çarpan, ilk yaprakları hınçlı ellerde yırtılan, çiçekleri açar açmaz dona uğrayan ruhların çektiği acıları dile getirecek?
Hani bir takım deniz bitkileri vardır, durgun havada görünürler, fırtına da dalgalar kumların üzerine parça parça sererler; işte benim ruhumun üzeri de böyle ağır hatıralarla kaplı.
Evet, hayatımın üzerinde bir hayalet yükseliyor; en ufak kışkırtıcı bir söz üzerine ortaya çıkıveriyor, çoğu vakit de kendiliğinden tepemde dolaşıp duruyor.
Istırap insanlar için ebedidir. O, hayatın bilmediğimiz herhangi bir ihtiyacı için bizim içimizde. Ne kadar sağlık ve sağduyu edinmiş olursak olalım, zavallı yüreklerimiz daima kanayacak. İhtiraslı saatlarımızda onu hep hırpalayacağız. Belki de, mutluluğumuzun tadına ancak böylece vardırabiliyoruz.