Z <3 11.06.2026
Mâzi tarlasının hâsılâtının, mürûr-i zaman süzgecinde un ufak olup nisyân derelerinde inhilâle maruz kalmaktan, ehemmiyeti ve müessiriyeti sebebiyle kurtulması kanaatimce icab etmiş olan kısmıdır yazdıklarım.
Ancak İslam dünyası için temel soru şudur: dört asırdır tam anlamıyla bilim yapmayan ve iki asırdır batıdan bilim ve teknoloji transfer etmeye çalışan -ama bunu da hakkıyla başaramayan- İslam dünyası, kendi "paradigma"sını esas alan, inanç ve değerleri ile uyum içinde olan ve aynı zamanda toplumların pratik ihtiyaçlarını karşılayan bilimsel bir geleneği yeniden inşa edebilir mi?
Bunun için hangi kaynaklardan beslenmesi gerekir? Bu zihinsel sıçramayı yapabilecek imkana şu anda sahip midir? Bu sorulara kısa ve kolay cevaplar bulmak yerine gelin hep beraber sorunun önemi, mahiyeti ve kapsamı hakkında derinlemesine düşünmeye başlayalım...
Bütün İslami bilimlerin gayesi; varlığın, her şeyin birliğini ve karşılıklı bağımlılığını göstererek insanoğlunu kozmostaki birlikten ilahi ilke birliğine götürmektir.
Bilimlerin konusu olan maddi gerçeklik ve tabiat alemi ile olan ilişkimizde varlığın bize sunduğu idrak, konum, bakış açısı, anlam, bütünlük, düzen fikri ve zaman-mekan koordinatlarında mümkün hale gelir. İnsan bunların dışına ve üstüne çıkıp varlık âlemine Tanrı'nın baktığı gibi tarafsız, nesnel, dışarıdan ve mutlak bir zaviyeden bakamaz. 
İslam'la uyumlu hale getirmek için modern bilimleri dinî bir bakış açısıyla yorumlama çabası, İslami düşünce geleneği ile modern bilimlerin seküler bakış açısı arasındaki felsefî farkları görmezden gelme sonucunu doğurur.
Bilimsel araştırmayı maddeciliğine indirgemek ne kadar yanlışsa metafizik hakikatleri bilimin onayına sunmak da o kadar yanlıştır. Son üç asır, materyalist bilimcilik ile bilimci tefsir çabalarının ürettiği sorunlar yumağı ile dolu. Bunları artık geride bırakmalıyız.