Z <3 11.06.2026
Mâzi tarlasının hâsılâtının, mürûr-i zaman süzgecinde un ufak olup nisyân derelerinde inhilâle maruz kalmaktan, ehemmiyeti ve müessiriyeti sebebiyle kurtulması kanaatimce icab etmiş olan kısmıdır yazdıklarım.
Bir zamanlar, bu çatıların altına nice merâsim, nice teşrîfat ve müsâadelerle girilip, taçların, tahtların karşısında el bağlanıp saçak öpülürken, şimdi, beş on kuruş karşılığı, kapıda kesilen bir biletle, el kol sallayıp, gülüşe itişe dolaşmak, hangi devletin târihi, hangi devletin mâzîsi olursa olsun, içimi ezer ve bir çeşit üzüntü verir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İktisâdî ve içtimâî zorlamaların, yerden göğe fırlattığı bu dik ve sert binâlar, yalnız maddî şartların değil, belki daha çok, mânevî tazyîkin eserleri.
Fransa'da, bütün Batı âleminde olduğu gibi, gerçek kriz maddî değil, mânevî idi. İnancını kaybeden kütleler, asıl kaybettikleri kendileri olduğunu bilmeden, hep yalpalayarak hep çırpınarak ve hep tahrip edici insiyaklarının zebûnu olarak yaşıyorlar.
İş, her şeyi hak görüp, lâ ilahe illallahı hal ederek, bu itibari sınırları ortadan kaldırmakta. Kesret aleminin çokluğu, bizi şaşırtmasın. Çeşit çeşit görünüşlerin ve türlü türlü zıtların, hep vahdet noktasının tafsilatı olduğunu bilerek, alış verişimizi, o tek olanla yaptığımızı bir bilebilsek, dâvâsız, nizâsız bir dünyanın bahtiyarlarından oluruz. İşin edebiyatına ne bakarsın? Kestirmeden git vesselam…
Hey gidi Akdeniz… Türk’ün avucu içi gibi pençesinde tuttuğu, bir zamanların kahramanlar yatağı bahr-i sefîd… Şimdi aynı sular, doğu-batı rekabetinin bir siyasi güreş meydanı.
Geleceğini kurarken, geçmişin malzemesinden faydalanmayan milletler için, devam ve bekâ diye bir şey düşünülemeyeceğini, hiç değilse, bundan sonra öğrensek.