Z <3 11.06.2026
Mâzi tarlasının hâsılâtının, mürûr-i zaman süzgecinde un ufak olup nisyân derelerinde inhilâle maruz kalmaktan, ehemmiyeti ve müessiriyeti sebebiyle kurtulması kanaatimce icab etmiş olan kısmıdır yazdıklarım.
Enderun'daki diğer üst görevlilere kalfa denmektedir ve bu rütbe ustanın bir altıdır. Bunlar yönetimleri altına verilmiş olan içoğlanlarına Kur'an'ı okumayı ve anlamayı öğretirler.
Hoca hizmetkârları, "hoca" denen bilim adamları (ulema) kendilerinin bir alt kademesindeki kalfalara ders vermeye geldiklerinde, onları karşılayıp saygıyla kollarına girerler ve ciddi bir törenle içeri götürürler.
Yaz mevsiminin günleri uzun ve geceleri kısa olduğundan Büyük Enderun sarayındaki içoğlanları öğleden önce saat dokuzdaki ilk öğünden sonra öğlen saat on ikiye kadar dış saraydakiler ise öğle vaktinden ikindiye kadar yani üç saat giyinik olarak battaniyelerini üzerlerine çekip yatmak ve uyumak zorundadırlar.
 Bekçiler dış saraylarda kum saatine göre, Büyük Enderun sarayında ise ahşap bir çalar saate göre onları uyandırırlar. Uyanınca herkes yattığı yerden fırlar giyinir ve yatağını toplayarak ayakucunun karşısında dikili duran direğe asar, eşyasını toplayıp düzenli bir biçimde yerine yerleştirir. Bundan sonra yıkanmaya gidilir. Bu arada içlerinden biri -o gün kimin sırası gelmişse- odayı temizler, süpürür, siler ve ışıkları yakar.
Yıkanmaya gidenler dönünce, Kur'anlarını ellerine alırlar ve hep bir arada yüksek sesle okumaya koyulurlar. Müezzin Camiin minaresine çıkıp ilk namaza davet etmek üzere seslenince içoğlanları Kur'anlarını odalarında bırakarak ikişer ikişer camiye yollanırlar.
Büyük oda ve küçük odaya, acemilik dönemlerini diğer üç saraydan birinde -Edirne'de, Pera veya Galata'da ve at Meydanı'nda bulunan İbrahim Paşa'ya ait sarayda- geçirip gereken olgunluğa erişmiş olan içoğlanları alınır.
Bâb-ı hümâyûn yani hünkar sarayının İç dış kapısıdır. Kapıağası, emrindeki hadım ağalar ve başka görevlilerle birlikte bu kapının önünde oturur. Diğer hadım ağalar ise içoğlanlarına nezaret etmek üzere odalarda kalırlar. Padişahın danışma ve yargılama kurulu olan Dîvân-ı hümâyûn'un toplandığı günler (cumartesi, pazar, pazartesi ve salı günleri sabahın erken saatlerinde başlayıp öğleden önce saat dokuza kadar sürer) tüm hadım ağalar, üst görevliler ve Neferler toplantının bitimine kadar silahsız olarak kapıda beklerler. Eğer padişah bir yabancı ülkenin elçisini huzura kabul edecek olursa hadım ağaların her biri kaftanının altına bir hançer kuşanır.
Böyle zamanlarda hadım ağlardan başka Zülüflüler ve Baltacılar da oraya gelirler ve sabahın erken saatlerinden akşama kadar onar kişi nöbetleşe elleri göğüslerinde kavuşturmuş olarak orada ayakta bekler. Divan toplantıları sırasında ise nöbetleşe 30 kişi anlattığın biçimde orada durur.