Doğa filozoflarına göre, "Zihinlerimiz adeta, evrenin zihni olan güneşin gönderdiği kıvılcımlardır ve alev aldıklarında geleceğin farkına varırlar. Bu yüzden de kahin kadınlar sıklıkla kalplerinin yandığını ve büyük bir alevin onları yakıp kavurduğunu söyler."
"Yaşanan her şey zamanla soluyordu. Öyle bir soluyordu ki belli belirsiz bir iz bırakıyordu arkasında. İnsan bu ize bakıyor ama yaşandığından emin olamıyordu."
"Tabiat kanunlarına göre insanlar daima bütün yeniliklere karşı gelirler. Ama bu uzun sürmez. Çünkü önemli olan, hayatın aldığı biçim değil, hayatın kendisidir. Eski ile yeninin çarpışmasından azap duyan kimseler de vardı. Onlar için hayat düzeni, kayıtsız şartsız hayata bağlıydı."
"İdare başında olanlar, idare etmek için zor kullanmaya mecbur olanlar, her zaman ölçülü davranmak zorundadırlar. Eğer, ihtiraslarına kapılarak, ya da düşmanlarınca mecbur edilerek ılımlı davranışların sınırları dışına çıkacak olurlarsa kaygan bir yola sapmış, böylece düşmelerini hazırlamış olurlar. Oysa zarar görenler ve sömürülenler, zekalarını ve çılgınlıklarını istedikleri gibi kullanabilirler. Bu onların sömürenlere karşı kâh sinsice, kâh açıkça kullanabildikleri iki silahtır."