Selman Dinler

Selman Dinler
@SelmanDinler
Okur Yazar
10 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
Eleştirdiğim kadar kötü değil.
6/10
·138 syf.··
2023 2. kitabı
Kitap Çiğdem ve işçi sınıfı öyküsüyle açılıyor. Zamanında ilkel ahlaki kurallara karşı geldiği için örgütten atılan Çiğdem, yıllar sonra devrimci mücadele için, sevabına, hayır işler gibi işçilerle yatıyor. Burjuva kocasından intikam alıyor, işçi sınıfına destek veriyor. Yazar bu öyküde onunla kıyasıya alay etmekle bu alışılmadık tavrın arkasında bir kahramanlık aramak arasında gidip gelmiş. Başka bir gidip gelme (sadece cinsel anlamda kullanmıyorum çünkü yazar her anlamda gidip geliyor) Tulgar’ın burjuva yaşamına beslediği aşkla, bir ölçüde sosyalist öğretinin ilkelerine duyduğu nostaljik sadakatten kaynaklanan burjuva nefreti arasında. O kadar özeniyor ki tüm o saçıp savurma, tüketme ve lüks dünyasına, sayfaları çevirirken iniltileri ve salya şıpırtıları geldi kulağıma. Yine bir yandan da (bunun kıskançlık olduğunu iddia etmek için psikanalize ihtiyacımız yok) marazi bir zengin karikatürizasyonu. Şehvetten kekeleyen işçi sınıfı arzulamasıyla, tüketime taşıyan burjuva güçlü erkek fantezisi, benim kitapta en sevdiğim öykü olan Golf’te halvet olmuş. Oradaki ideal erkek sanayiden yükselerek golf sahalarında parlak golf sopasını ve kaslı poposunu sallandırıyor. Bu öykünün bir kadın gözünden yazılmış olması, sanıyorum Tulgar’a istediği erotik özgürlüğü sunmuş, tedirgin olmayan ve karmaşıklaştırılarak bulanıklaştırılmayan saf bir arzuya burada yaklaşmış. Tulgar’ın suçluluk duyguları bence onun kıvrak kalemine ket vurmuş. Arzusu dolaşmış, hedefe yürümek yerine. Gündeliğin rahat ifadesindeki şiirselliği, küçük anlardaki epiği aramaya çalışırken fazla rahata kaçmış, lüzumsuz küçük yerlerde kaybolmuş. Eşcinsel kimliğinin ve solculuğunun ona yüklediği toplumsal duyarlılık sorumluluğu aklını karıştırmış galiba. Capote’yi hatırlattığı yerler olsa da, Capote’nin hayatını
Hikaye-Öykü
Arzunun Serbest DolaşımıAhmet Tulgar · İletişim Yayınları · 202149 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Romantik sol edebiyatı sevenler için çok kıymetli
6/10
·134 syf.··
2023 1. kitabı
Edebi tabuları yıkmak ve kral çıplak demek için çıktık bu yola. İsmet Özel’in dediği gibi, “Kazandım nefretini fahişelerin, lanet ediyor bana bakireler de.” Olsun. Derdimiz Türk Edebiyatı ve bu yolda twit atan da twit yiyen de şereflidir. Fakat bu defa, bu kral, yani #erdalöz çıplak değil. #kanayan onun en iyi kitabı mıdır bilmiyorum, benim okuduğum ilk kitabı. Lisede solcu kızlar elden ele geçirirlerdi Erdal Öz kitaplarını. Onlar değer verdiğine göre çok da değerli olamaz diye düşünürdüm ama elbette bu bir düşünce değil. Solcu romantizmi, sağcı ya da islamcı romantizmi gibi, sanatı aşağı çeken bir unsur olarak beni Erdal Öz’den uzak tutmaya devam etti liseden sonra da. Onda da tecessüm ettiğine şahit olduğum, bir ülkü çevresinde toplaşmaya, kalabalık bir tek yumruğa, aynı ezgiyle hoplayıp aynı düdük sesiyle oturan o organizmaya dönüşüme dair o şey, bilmem artık yay burcu olmamdan mıdır nedir, bünyemde buz gibi soğuma etkisi yaratarak onu okumama engel olmuş idi. Kısaca. Peki Kanayan’da bu ideolojik laylaylom yok mu? Var. Var amma Erdal Öz de iyi bir yazar. Bir şey anlatmaya niyetlendiği zaman, kelimeler hızla aradan çekilip güçlü, sinematografik sahnelerle baş başa bırakıyor okuru. Aksiyon aktarımlarında başarılı. Bugün yaşasa, muhtemelen başka bir tarzda, yine best-seller olurdu. Dili israf etmiyor, kelimelerin hepsi bir yere bağlı ve dekoratif olmaktan başka meziyetleri de var. Gorki ekolünün yalın insan gerçekliğini ve sınıfsal bilincini, şiirsel bir dille buluşturmuş. Yetenekli ve dürüst bir yazar. Acının ve bilincin aktarımı yoluyla sınıf şuuru kazandırma misyonu, martir demeyi tercih ettiği şehit kültü yaratma vazifesi onu kolaycılığa sevk etmemiş. O kuşağı derinden yaralayan darbe ve cezaevi gerçekliği eserine damga vurmuş haliyle. Fakat bu noktada, sanatın çok
Edebiyat
KanayanErdal Öz · Can Yayınları · 2016503 okunma
Ben bile sevdim.
8/10
·151 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
Kapaktaki şiir şakıyan kuşun boncuk gözündeki muzip pırıltı, içeriği de büyük ölçüde anlatıyor aslında. Ama işimiz pişmiş aşa su katmak olduğundan bir iki kelam edelim yine de. Bu girişi kitabın ilk sayfalarındaki, acaba bu kitaba hazır ve layık mısınız testine benzetebiliriz. Burayı geçelim. Şaman şiiri gibi sık sık mistikleşen, oradan bükülüp gönül günlüklerine dümen kırdıktan sonra daima ölümün üzerinde tüylerini yellendiren bir kuş desem, belki. Yüksek bir hayal gücü ve imgelem kudreti, Türk İslam geleneğinin doğru memelerinden yeterince emerse, böyle metinler ortaya çıkabilir. Hası zor bulunur, çakması çokçadır. Üslubun sihrinden silkinelim. Derya Atsan'ın Kullar Cidarı kitabındaki öyküler bir yanıyla tasavvufi metinlere, menakıpnamelere, masallara diğer yanıyla büyülü gerçekçiliğe dokunuyor. Batılı zihne yazılmamış, oryantalist olmayan İhsan Oktay Anar tatları var. Mustafa Kutlu’dan, Latife Tekin’den, Şule Gürbüz’e uzanan çağrışımlar yaptı bende. Hiç okumamış olduğum halde Nazan Bekiroğlu ve diğer kadın gönül dili ve edebiyatı ustalarını da hatırlar gibi oldum. Ve merak ettim, onlardan ne eksiği vardı Kullar Cidarı’nın? Uzmanı olmadığım için bilemedim. İlk birkaç sayfayı aştıktan sonra, yüzümde bir gülümseme, gönlümde bir tatlı sızıyla, keyifle okudum. Siyasal İslamcı zulmü altında geçirdiğimiz yıllardan sonra dine çokça referans veren malum estetik dünyaya alerjiler geliştirdim ama Derya Atsan’ın dünyası tasavvufu ranta tahvil edenlerden ayrı. O kendi samimi köşesinde minyatür işler gibi, zarif öyküler nakşetmiş İstanbul’a. Temel meseleleri aşk ve ölüm. Mutsuz sonlardaki mutluluğu aramış ve bulmuş. Cinler, kuşlar, balıklar, göller, dedeler, nineler ve şehirler dövüşe barışa huzur içinde ölüme doğru bir seyrüsefer içerisinde anlatılmış. Kitap bu haliyle
Hikaye-Öykü
Kullar CidarıDerya Atsan · Şule Yayınları · 201918 okunma
Patricia Highsmith Biyografisi
7/10
·667 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
#patriciahighsmith kalemini kötülüğün sınırlarında gezdirmenin lezzetini almış bir yazar. Edebiyatı bir takım ahlaki öğretilerin hap haline getirilmesi ya da duygu sıvazlamalarından ibaret görenler, ondaki sofistike tatları ıskalar, bu da doğaldır. Öncelikle kitap yaklaşık 600 sayfa ve 70 sayfa civarı da dipnot var. O kadar çok kaynak taranmış, defter okunmuş ve kişiyle görüşülmüş ki verilen emeğin büyüklüğü biz şarklıları afallatabilir. Bizim bütün edebiyat tarihimizde bu kapsamda bir biyografi yazıldığını sanmıyorum. Bununla birlikte, bu muazzam teknisyenlik ne yazık ki ortaya muhteşem bir biyografi çıkarmaya yetmiyor. E. H. Carr ya da Henry Troyat'ın yazdıkları gibi, bizden de Beşir Ayvazoğlu ayarında, bir yazar içgörüsü yok Andrew Wilson'un. O işini iyi yapan bir muhabir. Bir vakanüvis. Patricia'nın hayatının, görüştüğü kişilerin, seyahatlerinin son derece detaylı bir dökümü verilmiş ama bunlar bir yazarın zihnine ve eserlerine girmek için, benim aradığım tarzda, bir rehberliğin yerini tutmaz. İki puanı oradan kırdım. Yine de elbette bütün bu hadiseleri alt alta toplayınca, ortaya bir Patricia Highsmith portresi çıkıyor. Zor, sorunlu, belki de hasta bir insan. Fakat hayatını çalışmaya adamış, gayet dürüst bir sanatçı. Highsmith'i yakından tanımak isteyenlere (sayılarının çok fazla olacağını tahmin etmemekle birlikte) tavsiye ederim. Çeviri çok iyi değil ama metin de yüksek bir dil duygusuna yaslanmadığı için, beni çileden çıkartmadı. Belki de tekrar tekrar verilen detaylardan birini kaçırsam da diğeriyle telafi edebildiğim için. Everest'in kitabı çevrildikten sonra Türkçe'sini düzeltmek için bir son okumaya göndermesini beklerdim. Gönderildiyse, zaten daha büyük ayıp
Edebiyat
Patricia HighsmithAndrew Wilson · Everest Yayınları · 20086 okunma
Başarılı bir ilk kitap
8/10
·94 syf.··
2022 3. kitabı
Edebiyatın ruha şifa veren, onaran, teselli eden bir yanı vardır. Üzeyir Karahasanoğlu'nun kitabı da o yana kök salmış güzel bir ardıç ağacını andırıyor. Aynı zamanda şiirli, kuşlarıyla ötüşlü. Dürüstlük her zaman en iyi strateji değildir ama ben yine de bir itirafla başlayayım Kapakta Sennur Sezer emek ve direniş öykü ödülü ibaresini görünce kitaptan beklentimi tırpanlamıştım. Koca yumruklu, koca kafalı kunt sovyet heykelleri gibi, ideolojik yükle hantallaşmış didaktik metinlere hazırlamıştım kendimi. Alakası yokmuş. Gayet zarif, dil işçiliği yüksek, ferah öyküler bunlar. Emek ve direnişin bende çağırdıkları bu kelimelerin fazla hoyrat kullanılmasından mı, benim önyargılarımdan mı bilmiyorum. Sanki öykü bir mazlum hanım kızımız da, omuzbaşından onu çatık kaşlarla izleyen iki parti komiseri gibi gelmişti bana emek ve direniş. Neyse Üzeyir Karahasanoğlu bence Türk öykü geleneğinde yerini bulacak bir kalem. Kitaptaki her öykü eşit derecede sarmadı beni ama Kefal Avı gibi birkaç tanesi beni büyük ustalar derecesinde etkiledi. Öykü matematiğini çözmüş, o duyarlılığa ve çalışkanlığa sahip bir yazar. Okurken öykünün gerçekten bambaşka bir tür olduğunu bir kez daha anladım. Eksiltmeler, cümleleri ustaca duygularla yüklemeler, eskiz yaparcasına bir iki kalem oynatışla yerini alan karakterler... Aslında bu ekole uzak olduğumu sanıyorum ama öyküler yine de tesir etti bana. Tavsiye ederim.
Edebiyat
Geçmişi BeklemekÜzeyir Karahasanoğlu · Manos Yayınları · 202221 okunma