Toplumsal vazife, toplumsal hürriyeti meydana getirir. Bu vazifenin yerine getirilmesinde gösterilen daha büyük bir kabiliyet de daha geniş bir hürriyeti bahşeder.
Toplumsal hürriyetlerin en belirgin özelliği, bilhassa hak edildikleri ölçüde kazanılmaları, yani toplumsal bir vazifenin yerine getirilmesi karşılığı olarak elde edilmeleridir.
Toplumumuzda erkek ile kadın arasında mevcut olan hürriyet eşitsizliği, kadının zararına olarak ve sebepsiz yere ortaya çıkmış bir gaspın eseri değildir. Bu eşitsizlik, toplumumuzda erkek ile kadının yerine getirmekle mükellef bulunduğu vazifelerin farklı olmasının tabii bir neticesidir. Bu farklılığın niteliğinin de daima toplumsal tabakaların icaplarına göre değiştiği herkesçe kabul edilen bir husustur.